Üniversitemizde ‘2019 Prof. Dr. Fuat Sezgin Yılı’ faaliyetleri kapsamında tertiplenen ‘Prof. Dr. Fuat Sezgin Hatırasına Ortaçağ İslâm Dünyası’nda Bilim ve Düşünce’ Paneli 22 Mart 2019 tarihinde Bilgehan Bilgili Merkez Kütüphanesi Konferans Salonu’nda yapıldı.

Programa; Rektörümüz Prof. Dr. Seyit Aydın ve eşi hanımefendi Selma Aydın, akademik ve idari personelimiz ile talebelerimiz iştirak etti.

Panelin açılış konuşmasını yapan Fen Edebiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Fatma Zehra Pattabanoğlu; “Öncelikle Sayın Prof. Dr. Fuat Sezgin’i tanımak adına onun hayatından birkaç kesit sunmanın uygun olacağını düşünüyorum. Fuat Sezgin 24 Ekim 1924 tarihinde Bitlis’te doğdu, İlkokulu Doğubayazıt’ta, ortaokul ve liseyi Erzurum’da okudu. Önceleri mühendis olmak isterken, Alman şarkiyatçı Hellmut Ritter’i tanıyınca, ondan çok etkilenerek fikrini değiştirdi. Üniversiteye başladığı sene âlim olan babasını kaybedince, onun Arapça kitaplarının olduğu odada mistik bir hava hissettiği için, orada vakit geçirmeye, kendi kendine Arapça öğrenmeye başladı. Arapçayla meşgul oldukça İslam bilimleri üzerine araştırma yapmayı düşünen Sezgin, Edebiyat Fakültesi’nde okumak üzere İstanbul’a gitti ve H. Ritter’in talebesi olmak istediğini söyledi.

İsterseniz o gün başından geçenleri kendi söyleşisinden size aktarayım: Oraya beni kayıt etmek istemiyorlardı. Kuvvetli ve sert bir şekilde hayır! beni alacaksınız, dedim, bağırdım mı bilmiyorum. Baktılar benden kurtulamayacaklar, dekan beye gönderdiler. O da yüzü gülmez bir adamdı, benim söylediğimi bir anda anlayamadı. Fakat şans olarak, birisi kapıyı çaldı. İçeriyi giren kimdi? H. Ritter. Dekan Bey: Hocam tam zamanında geldin, burada birisi sizin talebeniz olmak istiyor. Ben kurtulamadım, kendisiyle siz konuşun, dedi. Ritter: Otur bakayım, dedi. Ben de, İslami bilimler okumak ve Arapça öğrenmek istiyorum. dedim. Ritter: Babanız milyoner mi? diye sorunca, babam öldü! Ben fakir bir ailenin çocuğuyum, deyince Olmaz! Bu milyoner işi, dedi. Ben fakir insanım, ama bu ilimlerin içine gireceğim dedim. Baktı benden kurtulamıyor, ısrarlı inancım hoşuna gitmiş olmalı ki, dekan beye- alın bu çocuğu bana kayıt edin, dedi. O işi atlattık. Çok zor bir adammış, dersleri falan. Çok şey istiyormuş, herkes talebelikleri dolmadan kaçıyormuş. Hoca, ben de kaçarım diye düşünüyormuş ama öyle olmadı. Kayıttan sonraki günlerde hocam, siz çalışmak istiyorsunuz, ama bu zor bir şey, sadece Fransızca öğrenmişsiniz, bu yetmez! üç dört dil öğreneceksiniz bir senede dedi. Öğrenirim, dedim. Talebelerinizden çok şey isteyeceksiniz. O da istedi benden, mütemadiyen istiyordu. Ben de kaçmadım, o sayede birinci sınıfta dört dil öğreniyordum: Arapça, Farsça, Latince ve Yunanca. Fakat o zaman Arapçam iyi gitmiyordu, Bu yüzden hoca bana 6 ay daha verdi. Ve bir gün bana kaç saat çalıştığımı sordu. Ben de, 13-14 saat, dedim. Böyle bilim adamı olamazsınız, dedi. Eğer bilim adamı olmak istiyorsanız ona, birkaç saat daha eklemeniz lazım. Benim hocam, Carl Brockkelmann, 24 saat çalışırdı günde. Daha fazla zaman olsaydı, daha uzun çalışırdı dedi. Ben de ondan sonra 17 saate çıkardım çalışmamı. İşte bu yoğun çalışmayla Fuat Sezgin öğrendiği dil sayısını zamanla 27’ye çıkardı. Bunun yanında eğitiminin bir parçası olarak 1947 yılında bedî ilminin tekâmülü konusunda bir tez hazırladı. Doktora tezini Ma‘mer b. Müsennâ’nın Mecâzü’l-Kur’ân adlı filoloji eksenli tefsiri üzerine yaptı. 1954 yılında Ankara Üniversitesi’nde, “Buhârî’nin Kaynakları Hakkında Araştırmalar” başlıklı bir takdim tezi hazırlayarak doçent unvanı aldı. Fuat Sezgin’in bu tezde ileri sürdüğü iddialar, hadis külliyatının ve geleneğinin yeniden incelenmesi gerektiğini göstermesi bakımından önemli bir çıkış noktası olmuştur. Bu çalışmalarının ardından Fuat Sezgin, ömrünü vakfedeceği yazma eser kataloglama projesini başlatmıştır.

1960 yılında Türkiye’deki askerî darbenin ardından 147 akademisyenin üniversitelerden men edildiği listede kendi adının da bulunması üzerine Sezgin, Türkiye dışında çalışmalarını sürdürmek zorunda kaldı. Çaresiz anavatandan ayrılarak Frankfurt üniversitesinde 1965 yılında “Câbir b. Hayyân” konusunda ikinci doktora tezini verdi. Onun bu yönelimi şarkiyattan bilim tarihine geçişindeki en somut adım olmuş, neticesinde “bilimler tarihi profesörü” unvanı aldı. Aynı yıl kendisi gibi şarkiyatçı olan Ursula Sezgin’le evlendi, Kızları Hilal, 1970 yılında dünyaya geldi.

Fuat Sezgin Carl Brockelmann’ın yazma eserler listesindeki eksikleri gidererek, Arapça Eserler Tarihi başlıklı projesini, 1967-2015 yılları arasında 17 ciltlik devasa külliyatla neticelendirdi. Bu eser Kur’an ilimleri, hadis, tarih, fıkıh, kelâm, tasavvuf, şiir, tıp, eczacılık, zooloji, veterinerlik, simya, kimya, botanik, tarım, matematik, astronomi, astroloji, meteoroloji, lügat, gramer, matematiksel coğrafya ve haritacılık hakkındadır. 1982 yılında Goethe Üniversitesi bünyesinde “Arap-İslâm Bilimleri Tarihi Enstitüsü”nü kuran Sezgin’in amacı, İslâmî ilimler tarihini araştırmak ve bütün dünyaya tanıtmaktı. 1983 yılında enstitü bünyesinde bilimsel aletler müzesinin kurulmasını sağlayan Sezgin, 800 parça aletin yapımında kullanılan kaynaklardan bahseden ve İslâm medeniyetindeki bilimsel gelişimin özetini sunan İslâm’da Bilim ve Teknik adlı beş ciltlik eseri kaleme aldı.

Türkiye’de ise İstanbul’da Gülhane Parkı’ndaki restore edilen eski Topkapı Sarayı Has Ahırlar binalarında, 2008’de İslâm Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi ve 2013 yılında Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi bünyesinde Prof.Dr. Fuat Sezgin İslâm Bilim Tarihi Enstitüsü hayata geçirilmiştir. Aynı üniversite bünyesinde bilim tarihi kürsüsünü açan Sezgin, orada eğitim vermeye başlamış, 2015 yılında Prof. Dr. Fuat Sezgin İslam Bilim Tarihi Araştırmaları Vakfı Yayınevi’nin kuruluşunu sağlamıştır. Uluslararası çeşitli akademilerin üyesi bulunan Sezgin, çok sayıda önemli ödül ve nişana layık görülmüştür.

Ömrünü İslam bilimlerine adayan Sezgin 30 Haziran 2018 tarihinde vefat edince, Gülhane parkındaki müzenin önüne defnedilmiştir. İslâm medeniyetinin bilimsel birikimini katalog çalışmalarıyla 21. yüzyıla sunan Fuat Sezgin’in, özellikle bilim tarihi alanındaki gelişmede önemli payı vardır. Nitekim o, söyleşilerinde bu çalışmaları yaparken modern bilimin altında İslam biliminin var olduğunu vurgulamak istediğini ve memleketi için bir şeyler yapmak gayreti içinde olduğunu belirtmiştir. Bizler de Onun hatırasına bıraktığı bu mümtaz hazinenin farkında olarak, şükranlarımızı paylaşmak istiyoruz. Nitekim geçmişini bilmeyen ve geleneğinden beslenmeyen milletlerin gelecekleri hakkında hüküm beyan edebilme olanaklarından yoksun olacağını hatırlayarak, çok kıymetli hocamızı rahmetle anıyoruz. Onun çalışmalarının bilim dünyası için önemi tartışılmaz. Sezgin’in çalışmalarının gösterdiği üzere, İslam bilim tarihinin Batı Rönesansı ve modern bilim üzerindeki etkilerini çok iyi tespit etmemiz gerekmektedir. Onun çalışmalarının bütün akademik camia ve gelecek nesillerimiz için yol gösterici olması temennisiyle hepinize teşekkür ediyor ve saygılarımı sunuyorum.” dedi.

Rektörümüz Prof. Dr. Seyit Aydın; “Öncelikle töreni düzenleyen arkadaşlarımıza, törene teşrif eden hocalarımıza çok teşekkür ediyoruz. Sizlere de teşekkür ediyoruz. Bu programlar 2019 yılının ‘Fuat Sezgin Yılı’nın ilan edilmesinden sonra Cumhurbaşkanımızın imzasıyla imzalanmış bir genelge yayınlandı. Bazı üniversiteler olarak İslam, din tarihi araştırmaları ile muvafık Prof. Dr. Fuat Sezgin İslam Bilim Tarihi Araştırmaları Vakfı ve üniversitelerin bir kısmı ile Kırıkkale Üniversitesi koordinatörüyle anlaşmalar imzaladık. Bu sene programlarımızı bazılarını beraber, bazılarını müstakil ve tabiki koordineli bir şekilde yapmak üzere hep beraber yola çıktık. Bu mutabakatımız çerçevesinde İnşallah değişik faaliyetlerle bu sene yapılacaktır. Bu programda üniversitemizin tertiplediği ilk programdır.

Fuat Sezgin hakkında, az evvel hocamız her açıyla ilgili geniş bilgiler verdi. Biz bilhassa 1915 Çanakkale Muhaberelerinde ilim erbabı olmuş neslimizin tamamını kaybetmiştik. 1930’lu yıllarda Türklerden kaçan ilim adamları bilhassa Yahudi bilim adamları sayesinde yeniden bilimi canlandırdık. Bizim için aslında Hitlerin varlığı o manada İlluminati olmuştur. Çünkü ondan kaçanlar bize müracaat ettiler. Ben geçen 2 hafta önce kadar kaybettiğimiz ebediyete uğurladığımız hocam Prof. Dr. Sıtkı Aras’ın hocası da yine o günün adamlarından meşhur Rızaoğlu Poziftir. Yani pozitif benim dedemdir. O mana da iyi bir dedemdir. Kendisi de atfen ölümüne yakın Müslüman olmuştur. Şimdi Fuat Sezgin’de bizden o şekilde kaçanlardandı. Daha doğrusu kaçmak mecburiyetinde kalanlardandır. Az evvel söylendiği gibi 1960 ihtilalinden sonra mecburen Türkiye den ayrılmak vaziyetinde kalan hocamız. Ama bize gelen Yahudi bilim adamlarının hepsi bize hizmet etti. Fuat Sezgin gitti yine bize hizmet etti. İslam dini tarihine hizmet etti. Yani Fuat Sezgin vatanseverliği, milliyetperverliği sürgünde de devam etti. Hayatı boyunca hiç eksilmeden fazlalaşarak devam etti. Fuat Sezgin’in farkı odur ve bilim tarihinin yeniden yazılmasını teklif eden de oydu zaten. Helenistik bir tarihi anlayışla yazılan bir bilim tarihi değiştirilmesi gerektiğini haklı olarak söyleyende odur. Bu manada Fuat Sezgin bizler için sizler için İslam dünyası bilim camiası çok önemlidir. Rektör arkadaşımın söylediğini söyleyeyim. Kendisiyle görüşmesin de ‘Hocam 90 yaşını geçtiniz artık yeter. Biraz dinlenseniz, çalışmaları bıraksanız.’ dedim diyor. Fuat Sezgin’de ‘90 yaşında namaz farz olmaktan düşüyor mu? ‘demiş. ‘Yok, hocam estağfurullah o zaman bizde ölünceye kadar çalışacağız’ demiş. ‘İlim yapmakta farzdır.’ demiş.

Fuat Sezgin’e iyi çalışmamız iyi anlamamız ve hayatını artık çok platformlarda ve yeni seviye de değişik araştırmalar da iyi bir şekilde bilim camiasına akademik camiaya kazandırmamız gerekiyor. Panelimiz de inşallah bu mana da faydalanılacaktır. Tabiki bu paneller her şeyi bir anda anlatacak değil ama araştırıcılara ve iyi dönemlere ulaşacaktır. Kendiliğinden bu yükü çalışmanın neticesinde yeni araştırma konuları sizin önünüze gelmiş olacaktır.

Sizlere de hepinize teşekkür ediyoruz tekrar güzel bir panel ufuk açıcı bir panel olmasını diliyoruz. Sağ olun var olun teşekkür ederiz sizlerin de gözlerinden öpüyoruz gençler.” dedi.

Açılış konuşmaların ardından Panelin oturum başkanlığını Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Kaçar’ın yaptığı Prof. Dr. Fuat Sezgin Hatırasına Ortaçağ İslâm Dünyası’nda Bilim ve Düşünce’ Panelinde Prof. Dr. Melek Dosay Gökdoğan – İslam Dünyası’nda Matematik Bilimler, Prof. Dr. Yavuz Unat – İslam Dünya’sında Mekanik, Doç. Dr. Fatma Zehra Pattabanoğlu – İslam Dünya’sında Felsefe, Dr. Tuğba Uymaz – İslam Dünya’sında Astronomi ve Coğrafya adlı sunumları yaptı. Program sonunda panelistlere teşekkür belgeleri takdim edildi.

Son Haberler