Üniversitemiz, Türkiye Barolar Birliği ve Kastamonu Barosu tarafından 18 Aralık 2019 tarihinde Bilgehan Bilgili Merkez Kütüphanesi Konferans Salonu’nda “Milli Mücadelenin 100. Yılı: Kastamonu ve İstiklal Yolu” konulu panel düzenlendi.

Panele, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Av. Prof. Dr. Metin Feyzioğlu, Kastamonu Belediye Başkanı Op. Dr. Galip Vidinlioğlu, Rektörümüz Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, Kastamonu Baro Başkanı Av. Özgür Demir, panelistler, akademik ve idari personelimiz ile öğrencilerimiz katıldı.

Panelin açılış konuşmasını yapan Kastamonu Baro Başkanı Av. Özgür Demir; “Kastamonu insanı olarak günümüzde dahi geçilmesi güç İstiklal yolunu kağnıyla kat eden Şerife Bacı’nın bıraktığı milli mücadele mirasına sahip çıkmaya ve senatolarında asılsız iddiaları kaşıyan haydutlarla sonuna kadar mücadele etmeye devam edeceğiz. Gerçekten de diplomatik ve konvansiyonel savaşların silahlarla yapılan savaşlar kadar can alıcı hale geldiği günümüzde milli mücadelenin her sahada verilmesi zorunludur. Tarihleri soykırımla dolu ve güncel uygulamalarında da PKK terörünü destekleyen ülkelerin Türkiye’ye insan hakları dersi vermesi ciddi bir çelişkidir. Silah satamadığı için ülkemizi tehdit eden ve yaptırım uygulamaya çalışan Amerika ve benzeri yayılmacı güçlerin tarihten silineceği, hümanizmin merkezi Anadolu’yu yurt edinen Türk milletinin ilelebet devlet halinde var olacağı açıktır. Kaldı ki ekonomik yaptırımların tarihi kahramanlıklarla dolu Türk toplumunun süngüsünü düşüremeyeceği bilinen bir gerçektir. Bazı lobilerin tarihsel gerçeklere dayanmayan ve ispattan uzak etkileri altında kalan ABD’nin 1915 olayları ile ilgili düştüğü yanlıştan derhal dönmesi ve Ülkemizi tehdit etmekten vazgeçmesi gereklidir. Türkiye düşmanlığını karar organına taşıyan bir ülkeye ait askeri üslerin ülkemizdeki varlığının egemenlik hakkı temelinde yeniden gözden geçirilmesi ve bu konuda uluslararası hukuktaki mütekabiliyet ilkesinin işletilmesi gerektiği kanısındayım. Ülkemizin maruz kaldığı muamelenin tavizler silsilesinin bir ürünü olduğu da gözetildiğinde egemenlik hakkına aykırı her türlü tavize son verilmesinin de milli mücadelenin bir unsuru olduğu açıktır. Tarihsel ve siyasal çatışmadan tarihsel gerçeklerin galip çıkacağını ve kirli siyasal amaçların er ya da geç hayal kırıklığına uğrayacağını rahatlıkla ifade edebiliriz. Bu alandaki milli mücadelenin uzunca süre devam edeceği; ancak mücadelenin galibinin 100 yıl önce de olduğu gibi Mustafa Kemal Atatürk’ün ilkelerine bağlı Türkiye Cumhuriyeti olacağına inancımız tamdır”

Demir konuşmasının devamında şunları kaydetti: “Diğer taraftan Mustafa Kemal Atatürk’ün milli mücadeleye ışık tutan “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır; o satıh, bütün vatandır” felsefesinin günümüzde önemini bir kez daha hissettirdiğini acı tecrübelerle anladık. Din kurumunu alet olarak kullanan adını anmak dahi istemediğim cemaat-terörist başının vatan sathında yapılanmasına engel olunamaması da önemli bir milli mücadele zafiyeti olarak tarihe geçmiştir. Aynı zafiyetlerin yeniden yaşanmaması için vatan sathında yine Atatürk’ün “Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır.” sözünden çıkılmaması hayati öneme sahiptir. Bilim adamı, gazeteci ve araştırmacıların suikastlarla ülkemizden koparıldığı ve bu itibarla ülkenin yerinde saymasına neden olunduğu ve bu suikastçıların biraz önce ele aldığım yapılanmalardan güç aldığı da acı bir gerçektir” dedi.

Rektörümüz Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal konuşmasında; “Milli Mücadelenin 100’ün yılı nedeniyle Türkiye Barolar Birliği, Kastamonu Barosu ve Üniversitemiz müşterek şekilde panel düzenliyoruz. Milli Mücadele dönemi Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinin atıldığı, Türk tarihinin en önemli dönemlerinden birisidir. İstiklal Savaşı; “Hâkimiyet bila kayd u şart milletindir” ve tam bağımsızlık temel prensibi ve düsturuyla gerçekleştirdi. Bu prensiplerle Milli Mücadele sonrasında kurulan yeni devletimiz, Türkiye Cumhuriyeti’nin ve TBMM’nin kurumsal yapısı ve felsefesi de ortaya kondu. Kastamonu’da Milli Mücadele döneminde lojistik ve ikmal bakımından önemli bir merkez konumunda olmuştur. İstiklal Savaşı sırasında İnebolu-Kastamonu-Ankara hattı önem kazanmış, İnebolu, Ankara’nın denize açılan kapısı olmuştur. “İstiklal Yolu” olarak isimlendirilen bu güzergâh, bugün kültür varlığı olarak tescil edilmiştir. En güvenli limanlardan birisi olan İnebolu Limanı’ndan başlamak üzere bu yoldan cepheye sevk edilmiştir. Bu tarihi yol, üniversitemizin içinden geçmektedir. Bunu hatırlatmak amacıyla Milli Mücadelenin 100’üncü yılına atfen yüzüncü yıla armağan olarak Üniversitemiz çarşısına “İstiklal Yolu Çarşısı” ismini verdik” dedi.

Kastamonu Belediye Başkanı Galip Vidinlioğlu ise, “Kastamonu İstiklal Mücadelesinde çok önemli bir yeri var. Bu yerin daha da tanınır hale gelmesi lazım. Kastamonu’muz özellikle bazı tanıtımlarda çok geride, bu tarz etkinlikler bu açıdan çok önemli. Daha dışa açılmamız gerekli. Sadece İstiklal Mücadelesindeki yerimiz değil, turizm şehri olma iddiamız var. Bununla ilgili de çok fazla aldığımız yol yok. Şehrin genel problemleriyle ilgili ortak aklın olması ve konsersus sağladıktan sonra yürümemiz lazım. Özellikle gençlerimiz açısından bu panel çok önemli. İstiklal Mücadelesinde Kastamonu’nun o kadar yeri var ki, İstiklal Marşı’nın okunması, Açıksöz Gazetesi’nde yayınlanması, Milli Mücadele’de İstiklal Madalyalı tek ilçeye sahip olmamız, o günün şartlarıyla kağnılarla İnebolu üzerinden Küre dağlarından, Ilgazlardan aşağıya cepheye silah taşınması ve bu uğurda verilen mücadele çok takdire şayandır. Hiç işgal görmemesine rağmen hem Çanakkale’de, hem de İstiklal Mücadelesinde destan yazan bir şehrin emanetçileriyiz onun için hem bu emaneti iyi bilmek, hem de Cumhuriyetin hangi şartlarda kurulduğunu gelecek nesillere hem aktarmak, hem de yaşama açısında önemli paneldeyiz. Bu tarz panellere bizde iştirakçi oluruz, çünkü ben çok önemsiyorum. Millet olmanın gereği ve gerekliliği mazide, halde ve atide birliktir. Bir kısmımız geçmişe ağız dolusu konuşurken, bir kısmımız ise övgüye basıyoruz. Bir kısmımız ise birbiriyle didişiyor. Ortak ideallerde buluşmamız lazım ki birlik ve beraberliğimiz daim olsun. Bir, diri olursak üstünden gelemeyeceğimiz hiçbir güç yok. Kan kussak, kızılcık şerbeti içtik deriz. Soğan ekmek yeriz ve istikbalimizinden ödün vermeyiz” diye konuştu.

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Av. Metin Feyzioğlu; “Silah yok belki, üniforma yok belki postal yok belki ama Kastamonu var, İnebolu var. Olmasaydı olmazdı diye ne vardı diye düşünürseniz, eğer İnebolu olmasaydı Kastamonu olmasaydı Milli Mücadele olmazdı. Rumlar şımarmıştır, Ermeniler şımarmıştır; İngiliz bu defa Rumları silahlandırıp, kendi işini Ege’de Yunan ordusuyla, bu tarafta ise Rum çeteleriyle yapmaya kalkmıştır. İnebolu’ya İngiliz silah yığmaya başlar. Karaya çıksa Rum çeteleri silahlanacak ve Türklere yönelik soykırım başlayacak. İşte Mavnacıların kâhyası hemşeriniz Hüseyin Savangöz ve kahraman arkadaşları kayıklarıyla İngiliz’in Rum’a silah taşımasını önledi. İngilizler Rum’u silahlandıramadı ve dolayısıyla İnebolular, Kastamonulular; Anadolu’da Rumlar eliyle yapılacak korkunç bir katliamı daha denizde önlemiştir. Bu defa iki İngiliz mürettebatı gelir. Dünyanın hiçbir yerinde savaş gemilerine karşı kayıklarla yürüyen bir savaş görülmemiştir. İngilizlere karşı İneboluların kayıkları yine izin vermez. Bu arada da Rumlar şımarmıştır. Rum kabadayıları İnebolu Kaymakamı Cemil Bey lokantada otururken altından sandalyesini çekmiştir. Kaymakamın altından sandalye çekilmesi, devletin altından makamın çekilmesidir, devletin direğinin kırılması anlamına gelir. Bunun üzerine Zarbana Köyü’nden delikanlılar İnebolu’ya kayıklarla yetişirler. Zarbana Köyü’nden Şaban Reis, Mustafa Efendi, Ormancı Ömer Bey, İmamoğlu Hasan Ağa tepeden tırnağa silahlı İnebolu’ya gelirler. Rumların yaşadığı yerde meydana inerler. Veteriner Sadık Bey bulduğu sandığın üzerine çıkar ve ‘Ey ahali, burada her bir Türk köyü en az 40 silahlı eri bir haber uçurduğumuzda istediğimiz yere sevk edecektir. Bir daha şımarıklığınız olursa, Türk otoritesine egemenliğine başkaldırırsanız sonunuz fena olur. Bunların hepsi meslek sahibi, okumuş yazmış aile babalarıdır. Ama vatan söz konusudur, gerisi teferruattır” dedi.

Kastamonu’nun Milli Mücadele kahramanlarını tek tek anan Feyzioğlu, “Allah Kastamonu’dan, İnebolu’dan dedelerimizden atalarımızdan razı olsun. Büyük Önder Mustafa Kemal’in dediği gibi geldikleri gibi gittiler. İnebolulu mavnacılar sayesinde, Şerife Bacılar sayesinde, Kastamonulular sayesinde, güle güle seve seve şehit olmayı göze alanlar sayesinde. O halde üstümüzdeki sorumluluklar büyük. Hayatımızda umutsuzluğa yer yok. Umutsuzluğun bastığı yerde inancımız umudumuz olur yola daha da büyük bir kuvvetle devam ederiz. İhtiyacımız olan en az öğretim kadar eğitimdir. Bu eğitim milli olmalıdır. Tarihinin yanlışından ders almayan doğrusunu yapamaz tarihinin doğrusundan ders almayan yanlışa sapar” diye konuştu.

Feyzioğlu konuşmasının devamında şunları söyledi: “Birbirimize düşman olarak değil, karşı kampların rakip fertleri olarak değil, sırt sırta mücadele etmiş birbirine sırtını dayamış atalarımızın torunları olarak bakmak için ve Milli Mücadelemizin hala devam ettiğini yüreklerimizde hissetmek için dilerim umarım bu toplantı katkıda bulunur” dedi.

Panelin Oturum Başkanı Üniversitemiz Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Serhat Yılmaz da, “Milli Mücadele’nin 100’üncü yılındayız, Atatürk’ün Samsun’a çıkışından Amasya, Erzurum, Sivas ve Ankara güzergâhı üzerinde sempozyumlar, paneller yapıldı. Zaman zaman Kastamonu basınından da sitemler duyduk, Kastamonu basını niye dâhil olmadı diye. Üniversitemiz bünyesinde yaklaşık 1 buçuk ay önce İstiklal Yolu ve İnebolu paneli tertip ettik. Aslında İstiklal Yolu’nun hareketlendiği yıl 1920-1921 yılıdır. Esas etkinliklerin düşünülmesi gereken yıllar 1920 ve 1921 yılı olmalıdır” şeklinde konuştu.

Panelde, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Milletlerarası Özel Hukuk Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sibel Özel, Türkiye Barolar Birliği Başkan Yardımcısı Av. Hüseyin Özbek, Kastamonu Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Doç. Dr. Ercan Çelebi ve Milli Savunma Üniversitesi Alparslan Savunma Bilimleri Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Öğr. Alb. Hüsnü Özlü, alanlarıyla ilgili davetlilere konular aktardı.

Panelin ardından konuşmacılara Rektörümüz Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal tarafından teşekkür ve katılım belgesi takdim edildi. 

Son Haberler