Üniversitemiz Türk Dünyası Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından tertip edilen ve geleneksel hale gelen Nevruz Kutlamaları programı 21 Mart 2019 tarihinde Üniversitemiz Külliyesi Merkezi Yemekhane Önü Merasim Sahası'nda yapıldı. Program Kuzeykent Bayrak önünden protokol üyeleri akademisyenler ve talebelerimizin yürüyüşüyle başladı.

Programa; Rektörümüz Prof. Dr. Seyit Aydın, Kastamonu Belediye Başkanı Tahsin Babaş, Kamu, kurum ve kuruluşların amirleri ile Akademik ve İdari Personeli ile talebelerimiz iştirak etti.

Merkezi Yemekhane girişinde protokol üyeleri tarafından Ergenekon Destanı’nın simgesi olan örste çekiçle demir dövüldü daha sonra Nevruz Bayramı için yakılan ateşin üzerinden atladı. Şenlikte, 60 farklı Ülkeden Üniversitemizde okuyan talebelerimiz tarafından kendi kültürlerini tanıtan stantlar açıldı. Stantları gezen protokol üyeleri ve talebelerimiz farklı kültürlere ait birçok yiyeceklerin tadına baktılar ve talebelerimizle fotoğraf çekindiler.

Programın açılış konuşmasını yapan Türk Dünyası Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Orhan Kavuncu; “Bir yıl bitti yarın yeni bir yıl başlayacak. İt yılı bitti domuz yılı yarın başlayacak. Bizim Türkmenlerin bir atasözü var. Derler ki; ‘Balık Yılı Geldi de Vaysım a Yılan Yırdı Ardındadır.’ Yani eski telakkilere göre işte balık yılı zenginliğin bolluğun bereketin olduğu bir yıl ama ondan sonra gelen yılan yılı da kıtlık yılı. Onun için tedbirini al. Balık yılı geldi baysıma yani zenginlik hissetme, har vurup harman savurma yılan yılı ardındadır derler.

Nevruz çocuklarımızın da dediği gibi bizim bayramımız. Belki Ergenekon’dan çıkıştan bugüne belki beş bin senedir belki altı bin senedir. Kutlaya geldiğimiz bir bayram. Bu bayram bizim yöremizde Türklerle beraber Farsça konuşan halkların Arapça konuşan halkların kutlaya geldiği hayatın canlandığı tabiatın canlandığı bir bayram. Bu bayram sevinç için canlanış için diriliş için bir sembol. Öfkenin, ayrılığın, kızgınlığın, nefretin tohumlarını değil sevginin birliğin beraberliğin tohumlarını atacağımız bir gün bugün. Burada çocuklarımız var. Bizim Karaçamrak’tan gelen Kazakistan’dan ata yurttan Kırgızistan’dan, Özbekistan’dan, Türkmenistan’dan gelen çocuklarımız var. Çad’dan gelen Yemen’den gelen Suudi Arabistan’dan gelen Afganistan’dan gelen Irak’tan, Suriye’den gelen çocuklarımız var.  Biz hep birlikte birliğimizi beraberliğimizin kültürümüzün bir ortak unsurunun tezahürünü burada yaşıyoruz. Şehr-i Yar Heyder Babası’nda diyor ki nevruzu anlatırken ‘Yumurtanı gövcek güllü koyardık. Çakıştırıp sınanların soyardık. Oynamaktan birce meğer doyardık. Ali mene nevruz gülü dererdi. Rıza mene yeşil kaşık vererdi.’ diye o çocukluk günlerinde nevruz kutlamalarını hatırlıyor. Bende Kahramanmaraş’ta dokuz on yaşlarında büyüdüm. Yeni yetme kızlarımız Nevruzu toplamaya çıkarlardı. Derlerdi ki “Çomçalı gelin ne ister bir kaşıcık yağ ister yağ olmazsa bal olur.” yengemin canı sağ olsun veya akrabalık durumuna göre ablamın canı sağ olsun diye ev ev dolaşarak işte o evden yağ öbür evden bulgur öbür evden salça alırlardı. Ve nevruz aşırı veya sarma içi kısır duruma göre yaparlardı. Bugünde burada yavrularımız bize çeşitli sunumlar yapacaklar. Müziklerinden, halk oyunlarından, yemeklerinden gösteriler yapacaklar. Sayın Rektörüm teşrif ettiniz hoş geldiniz. Nevruzunuz kutlu olsun. Yeni gün kutlu olsun. Mübarek olsun. “ dedi.

Rektörümüz Prof. Dr. Seyit Aydın; “Çok muhterem hocalarımız, mesai arkadaşlarımız, çok kıymetli sevgili gençlerimiz, Üniversitemizin değerli mensupları, Üniversitemizin Türk Dünyası Uygulama ve Araştırma Merkezi öncülüğünde tertip ettiğimiz Nevruz Kutlamalarımıza hepiniz hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Nevruzunuz kutlu olsun.

Bugünü nevruzu bizimle beraber yaşadığınız için, beraber kutladığınız için hepinize teşekkür ediyoruz. Hepinize saygılarımızı sevgilerimizi sunuyoruz. Az evvel gençlerimizde hocalarımızda nevruzla alakalı geniş bilgiler verdiler. Bugün Ergenekon’dan çıkışımızın 4556. Yılı yıldönümü. Dolayısıyla nevruz sadece bir bahar bayramı değil bizim için aynı zamanda Ergenekon’dan çıkımızın devletimizin genişlemesinin dünyaya açılmasının da bir başlangıcıdır. Bizimde baharımızdır millet olarak o yüzden ayrıca o mana dada sizleri kutluyoruz tebrik ediyoruz. Buradan şunu söylemek istiyoruz bazıları bizim tarihimizi daraltmak istiyor 1000 yıla 2000 yıla veya daha ötesinin söyleyen yok 2000 yılı için sadece Ergenekon’dan çıktığımız tarihten bu güne 4556 yıl geçmiştir. Daha öncesi de var dolayısıyla insanlık var olduğundan beri bizim milletimiz ve devletimiz vardır inşallah insanlık var olduğu müddetçe de hem devlet olarak hem millet olarak dünyanın her yerinde olacağız. Tabi bugün Türk dünyasında Türk devlet ve topluluklarının her köşesinde nevruz kutlandığı gibi İslam coğrafyasında ve kardeş ülkelerimizde de yaygın olarak nevruz idrak edilmektedir ve biz şunu biliyoruz gerek 350 milyonu aşkın Türk gerekse bugün sayısı 1 milyar 800 milyonu bulan İslam âlemi bugünleri her gününü birlik için beraberlik için bir vesiye saymalıdır. Bunu en son çok yakın bir zamanda geçen hafta yaşadığımız Yeni Zelanda’da ki katliamda göstermiştir. Ne haçlı ne Yahudi ne de başka bir ne menem dedikleri bütün düşmanlar her zaman canlıdır. İçleri canlıdır, kinleri canlıdır. Her zaman için fırsat kollamaktadırlar. Bizim de onun karşısında daima bir beraber uyanık olma mecburiyetimiz vardır. En son Yeni Zelanda’da ki ağır katliam insanlık vahşeti de bunu göstermiştir. İnşallah bu acı hadiseler bizim uyanışımıza geleceğimizi daha güzel tahsis etmemize yardımcı olur. Bir defa daha Yeni Zelanda’da ki şehitlerimizi rahmetle anıyoruz. İnşallah böyle elim vakalarında yaşanmamasını diliyoruz.

Biz her zaman söylediğimizi söylüyoruz bugünler iyiliklerimize iyi şeyler düşünmemize ve hayata geçirmemize vesile olsun inşallah. Az evvel dediğimiz gibi en az 5000 tarihten gelen bir millet olarak bugün ihtiyacımız olan birliğimize beraberliğimize öncelikle vesile olacak olan alfabe birliği, ortak dil kullanma, ortak eğitim müfredatı kullanma, ortak tarihini yazma ve müfredata koyma ve ortak olarak dinini yaşama hususunda çok acil çalışmalara ihtiyacımız vardır. Üniversitelerimiz ve siyasetimiz idari mekanizmalarımız bunu her zaman her şekilde dikkate almalıdır. Bir an evvel hayata geçirmelidir.

Kastamonu Üniversitesi olarak bugün 4000 civarında talebemizin tamamına yakını yani iki tane gencimiz var onların dışındakilerin tamamı İslam âlemindendir yani Müslümandır. Bunun %76 sı da Türk topluluklarından ve Türk devletlerindendir. Biz bu manada kendimizde üniversite olarak bu hususa bu misyona dikkat etmeye çalışıyoruz ve bu üniversite var olduğu müddetçe şu gördüğünüz ay yıldız kırmızı beyaz renkler burada dalgalandığı müddetçe inşallah bu misyonla bu üniversite çalışacaktır.

Sevgili gençler Türkiye dışından gelen gençlerimiz şuanda ağırlıklı olarak da zaten sizsiniz heyecanla da bekliyorsunuz arkadaşlarınıza bir şeyler göstereceksiniz son olarak şunu söyleyeyim tabi ki bizim şu anda 7 tane devletimiz var müstakil olarak Türk cumhuriyetleri olarak ama inşallah fazla değil 50 seneye kalmadan Doğu Türkistan başta olmak üzere diğer esir Türklerde istikrarına kavuşacaktır. Bunları biz görmesekte sizler göreceksiniz. Eviniz Kastamonu Üniversitesi, memleketiniz Kastamonu ve Türkiye her zaman burası sizindir sizin olacaktır bizle beraber olacağız hepinizin gözlerinizden öpüyoruz ve inşallah güzel nevruzları güzel yılları gözyaşı olmadan kutlamak üzere hepinizi sevgiyle selamlıyoruz. “ dedi.

Konuşmaların ardından talebelerimiz; ülkelerine özgü çeşitli folklor gösterileri, dombıra ve türküler, Manas Destanı’ndan kesitler ve çeşitli dans gösterileri sundu.