Türkmenistan'da 2018 yılının "Türkmenistan Büyük İpek Yolu'nun Kalbi Yılı" ilan edilmesi ve İlimizin "2018 Türk Dünyası Kültür Başkenti" olması hasebiyle Türkmenistan'ın Ankara Büyükelçiliği ile Üniversitemiz tarafından müşterek olarak Bilgehan Bilgili Merkez Kütüphanesi Konferans Salonu'nda, "Türkmenistan Büyük İpek Yolu'nun Kalbi Konferansı" tertiplendi.

Konferansta, Türkmenistan Cumhurbaşkanı Gurbangulı Berdimuhamedov’un "Türkmenistan Büyük İpek Yolu'nun Kalbi" adlı kitabının tanıtımı da yapıldı.

İki ülkenin marşlarının okunmasıyla başlayan programın açılış konuşmasını yapan Rektörümüz Prof. Dr. Seyit Aydın; ‘Türkmenistan- Büyük İpek Yolunun Kalbi’ milletlerarası konferansımıza hoş geldiniz. Tarihi İpek Yolunun en mühim güzergâhlarından biri de Türkmenistan’dır. Türkmenistan’ın muhterem Devlet Başkanı Gurbangulı Berdimuhamedov, Türkmenistan’ın tarihi ve coğrafi ehemmiyetini bütün Dünya’ya bir kere daha hatırlatmak maksadı ile 2018 Yılını ‘Türkmenistan- Büyük İpek Yolunun Kalbi’ olarak ilan ettiler ve bu hususta seri kitapta yazdılar. Büyükelçimizde bize ilk baskısından hediye etmişlerdi. Anadolu’nun ve Türk Dünyasının müstesna şehirlerinden biri olan medeniyetin beşiği, evliyalar şehri Kastamonu’muzda TÜRKSOY tarafından ve Türk Cumhuriyetlerinin kararı ile ‘2018 Türk Dünyası Kültür Başkenti’ olarak seçildi. Bu manada Türkmenistan’da Büyük İpek Yolunun Kalbi Türkmenistan ve Kastamonu’da ki 2018 Türk Dünyası Kültür Başkenti Kastamonu teması, başlıkları ve yılı bizim için ayrı bir ehemmiyet addediyor. Bu konferansın Türk Dünyası Kültür Başkenti Kastamonu’da tertip edilmesi bizim için çok mühimdir ve memnuniyet vericidir.

Çin’den başlayıp Türkistan coğrafyasını baştan sona kat ederek Anadolu’ya ve oradan da Avrupa’ya uzanan İpek Yolu tarih boyunca ülkeler ve milletlerarası ticarette mühim bir role sahip olmuştur. Sadece bir iktisadi güzergah olarak kalmamıştır. Yüz yıllar boyunca ticaretin kalbi olan İpek Yolu milletlerarası kültür ve medeniyet alışverişine vesile olmuştur. Bu manada İpek Yolu’nun fonksiyonu çok fazladır. İnsanların tanışması, kaynaşması ve alışverişi ve tabi ki medeniyetlerin tanışması ve teşekkülü hususunda İpek Yolu’nun tarihi misyonu çok büyüktür. Anadolu ile Türk Dünyası ile arasında ve uzak doğuda ki bağın hiç kopmaması ile alakalı konuda İpek Yolu’nun ehemmiyeti büyüktür.

 Bugün ticaret anlayışı ile gelişmiştir, teknoloji gelişmiştir ve gelişmeler ticari, iktisadi, içtimai ve teknolojik, siyasi gelişmeler çok hızlı bir şekilde devam etmektedir. Başka imkanlarında aynı hıza geliştiğini ve tekamül ettiğini görüyoruz. Asırlar boyunca ehemmiyetini koruyan İpek Yolu günümüzde de ehemmiyetini korumaktadır. Sadece vasıtaları değişmektedir. Daha hızlı ve daha süratli vasıtalara kavuşmuştur. Türk Dünyasının daha fazla söz sahibi olacağı şekilde ve ortak olacağı şekilde İpek Yolu dizaynı bizim için çok mühimdir. Bugün sadece Çin’in kontrolünde İpek Yolu başka milletlerin tercihi olamaz. Türkmenistan’ın İpek Yolunun Kalbi teması ve bu manada ki çalışmaları bizim için, Türk Dünyası için, İslam Dünyası için önemlidir, bütün Dünya için önemlidir. Bunun ehemmiyetini fazlasıyla idrak edip, konuşturmamız lazımdır. Devlet-i Aliye’nin yıkılış sebeplerinden biri de Hindistan ile olan bağını koparmasıdır. Hindistan’dan bize gelen bir Baharat Yolu var. Hindistan ile olan bağın kopması, zayıflaması hepsi bir arada gelişmiştir. Bugün de Uzak Doğu’da ve Güneydoğu Asya’da bağların kopmayacağı şekilde irtibat kurmak gereklidir. Dünya bunu biliyor bizde bilmek mecburiyetindeyiz. Türkmenistan’ın çok değerli Devlet Başkanı Gurbangulı Berdimuhamedov’a huzurlarınızda bir kez daha teşekkür ediyor, hürmetlerimizi gönderiyoruz.

Türkiye son zamanlarda olmadığı kadar kendi coğrafyamıza açılmıştır. Biz şu sözü çok söyledik ama geçenlerde bu sözü bir akademik çalışma başlığı altında inceleyeceklerini belirttiler; Biz bir Avrasyalı değiliz, Biz Afra Avrasyalıyız.  Biz Asya, Afrika, Avrupa ve CİDA projeksiyonunda dahil olmak üzere olan bir millet ve devletiz. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ve devlet erkânının Asya, Afrika ve Avrupa’ya açılması gelecekte inşallah daha büyük ufuklar açacaktır. Elbette Türk Dünyası bizim kalbimizin merkezidir. Türk Birliği ve İslam Birliği olmadan Dünyanın huzur bulması mümkün değildir. Bu manada inşallah devlet ve milli meselelerde ortak hareket edilecektir ve geleceğimiz daha parlak olacaktır. Türkmenistan- Büyük İpek Yolunun Kalbi milletlerarası konferansının tertip edilmesinde gecesini gündüzüne katarak çalışan arkadaşlarımız var. Öncelikle Türkmenistan Ankara Büyükelçiliğimizin değerli mensupları olmak üzere başta Büyükelçimiz ve Kıvanç Bey olmak üzere ve çok kıymetli mesai arkadaşlarımız Sağlık, Kültür ve Spor Dairesi Başkanımız Selami Can ve diğer arkadaşlarımız olmak üzere kendilerine teşekkür ediyoruz. Bu fikrin teşekkülü Türkmenistan Ankara Büyükelçiliğinde ki görüşmemizde olmuştu. Büyükelçimize ayrıca teşekkür ediyoruz. Kastamonu Valimize, TÜRKSOY Genel Sekreterimize, Kastamonu Belediye Başkanımıza desteklerinden dolayı teşekkür ediyoruz. Misafir Rektörümüz Esen Aydogdıyev kendileri Kastamonu’ya gelen ilk Türkmen Rektör oldu. Şu ana kadar herhangi bir üniversitemizle Türkmenistan üniversitelerinin işbirliği yaptığı yoktur. Sağlık alanında bakanlık kanadıyla arkadaşlarımız diğer üniversitelerden bağlantı kurmaya devam ediyor. Üniversite manasında diğer üniversiteler ile pek bir bağlantımız olmadı. İnşallah Kastamonu Üniversitesi olarak Türkmenistan İnsani Bilimler ve Kalkınma Üniversitemiz ile ilk işbirliği çalışmalarını başlatacağız. Tabi ki Türkmenistan Ankara Büyükelçiliğimiz ve Türkmenistan’da ki prosedür gereği ilgili bakanlıklarımız da dahil olmak üzere çalışmalarımızı başlatacağız. Bu da bir ilk olacak. Çok kıymetli misafirlerimize ve gençlerimize teşekkür ediyoruz. Hep birlikte geleceğimiz ve istikbalimiz aydınlık olsun diyoruz. Türkmenistan’dan bu sene ilimize gelen 604 talebemiz var. İnşallah aratarak devam edecektir. Bizim de maksadımız Üniversitemize 54 ülkeden gelen talebelerimizi en iyi şekilde yetiştirmek ve kendi memleketlerine hizmet etmek üzere göndermektir.

Sözlerine son vermeden önce Türkmenistan Ankara Büyükelçisi İşankuli Amanlıyev’i kürsüye davet eden Rektörümüz Prof. Dr. Seyit Aydın; “Türkmenistan Ankara Büyükelçimiz İşankuli Amanlıyev kendileri Türkiye’de Hacettepe Üniversitesinden mezun oldular.  O manada Türkmenlerin hepsi içimizden biridir. Büyükelçimiz hayatının büyük bir kısmı Türkiye’de devam etmiştir. İnşallah geçmeye de devem edecektir. Kendilerine bundan sonra da hayırlı hizmetler ve güzel makamlar nasip olsun diyoruz. Kendilerini kürsüye davet ediyoruz.”  dedi.

Türkmenistan Ankara Büyükelçisi İşankuli Amanlıyev kürsüde yaptığı konuşmada; “Her şeyden önce, ‘Türkmenistan Büyük İpek Yolu’nun Kalbi’ adlı milletlerarası konferansı ve Türkmenistan Devlet Başkanı Gurbangulı Berdimuhamedov’un ‘Türkmenistan Büyük İpek Yolu’nun Kalbi’ adlı 1. kitabının tanıtımını ve Türkmenistan Günü etkinliklerini teşriflerinizden dolayı hepinize şükranlarımı belirtmek istiyorum!

Aynı zamanda, konferansın organize edilmesi ve düzenlenmesinde gösterdikleri hüsnü kabul ve yakından destekleri için Kastamonu Üniversitesine ve Sayın Rektör Prof. Dr. Seyit Aydın’a, etkinliğimizde emeği geçen tüm dostlarımıza canı gönülden teşekkür ediyorum!

Bu etkinlikler Türkmenistan’ın 27. Bağımsızlık yıldönümü ve 2018 yılının ülkemizde ‘Türkmenistan Büyük İpek Yolu’nun Kalbi’ yılı olarak ilan edilmesi vesilesiyle düzenlenmektedir. Ayrıca, bu etkinliklerin TÜRKSOY’un 25.kuruluş yıldönümü ve Kastamonu şehrinin 2018 yılı Türk dünyası kültür başkenti seçilmesi münasebetiyle yapılması da özel bir anlam taşımaktadır.

Türkmenistan Devlet Başkanı Ekselansları Gurbangulı Berdimuhamedov 25 Eylül 2018 tarihinde düzenlenen Türkmenistan Halk Konseyi toplantısında yaptığı tarihi konuşmada ülkemizin bugün geldiği safhayı ve kazanımlarını net bir şekilde ifade etmiştir. Bu bağlamda, Bağımsızlık yıllarında, Türkmenistan'da toplumsal yaşamın tüm alanlarında büyük gelişmeler kaydedildiği belirtilmiştir. Ekonomi alanı çeşitlendirme ilkelerine dayalı olarak gelişmekte olup, son 27 yılda ekonomiye yapılan yatırımlar 350 kat artmış, bu ise 2600-den fazla üretim-teknik ve sosyal-kültürel amaçlı tesisleri kurma imkânı sağlamıştır. Sonuçta ülkemizde çok yönlü ekonomi ortaya çıktı. Düzenli makroekonomik politikanın uygulanması ile gayri safi yurtiçi hâsıla hacmi artıyor. Bu durum ülkenin uzun vadede gelişimine yönelik stratejik programların uygulanması sonucunda elde ediliyor. Geniş kapsamlı ulusal programların hayata geçirilmesiyle ülkenin tüm bölgelerinde modern sosyo-ekonomik, ulaştırma-haberleşme ve mühendislik-teknik altyapı kurulmuştur. Bugün Türkmenistan'ın petrol ve gaz sanayinin geliştirilmesi mevcut aşamada en önemli ve acil hedeflerden biridir. Geniş hidrokarbon kaynaklarına sahip ve avantajlı jeopolitik konumda bulunan ülkemiz, enerji kaynaklarının dünya pazarlarına güvenli bir biçimde tedarikini sürdürülebilir gelişmenin en önemli faktörü olarak görmektedir. Ülke nüfusunun sosyal güvenliğini yükseltmek Milli Liderimizin devlet politikasının öncelikli yönlerinden biridir. Devlet bütçesinin büyük kısmı eğitim, sağlık, spor ve diğer sosyal alanlar için tahsis ediliyor. Aynı zamanda sağlık alanında da devlet tarafından büyük çalışmalar yapılıyor. Başkent Aşkabat'ta ve çeşitli illerimizde tesis edilen modern sağlık merkezleri ve sağlık kuruluşları bunun bir göstergesidir. Beden eğitimi ve spor alanında uygulanan devlet politikası da pozitif sonuçlar veriyor. Geçen sene Aşkabat'ta Kapalı salon ve savaş sanatı 5. Asya Oyunları, geçen Eylül ayında Amul-Hazar Uluslararası oto rallisi başarıyla düzenlenmiştir. Bu sene ise Kasım ayında, tam bugünlerde Uluslararası Halter Şampiyonası yine başkent Aşkabat’ta yapılmaktadır. Türkmen sporcuları yarışmalarda büyük başarı göstermiştir. Bunun yanında Türkmen halkının zengin kültürel mirasının geliştirilmesi konusuna da büyük önem veriliyor. Ülkede uygulanan manevi-kültürel kalkınma politikası eğitim, bilim, kültür ve sanat düzeyinin daha da yükseltilmesini hedefliyor. Bugün bağımsız ve tarafsız Türkmenistan, ekonomik ve sosyal hayatın tüm alanlarında uygulanan büyük yenilikler yolunda güvenle ilerlemektedir. Ayrıca devletimizin modern dünyanın gelişmiş ülkeleri safına yükselmesiyle ilgili konular da başarılıyla çözümleniyor.

Malumu olduğu üzere, Türkmenistan daimi tarafsızlık statüsüne sahip bir ülkedir. Türkmenistan’ın tarafsızlığı 12 Aralık 1995’te BM Genel Kurulu tarafından onaylanmıştır. Olumlu tarafsızlık politikasının önemini vurgulayan Türkmenistan’ın girişimleri ile BM Genel Kurulu 12 Aralık gününü Uluslararası Tarafsızlık Günü olarak ilan etmiştir. Türkmenistan Devlet Başkanı Ekselansları Gurbangulı Berdimuhamedov BM 73.Genel Kurul toplantısında yaptığı konuşmada 2019 yılını ‘Barış ve Refah Yılı’ olarak ilan etmeyi önermiştir. Bu teklifin hayata geçirilmesi dünyada barışın, güvenliğin ve sürdürülebilir gelişmenin sağlanmasında önemli bir faktör olacaktır.

Türkmenistan Devlet Başkanı Ekselansları Sayın Gurbangulı Berdimuhamedov Türkmen halkının tarihi, kültürü, sanatı, sosyal-ekonomik hayatı, geçmişi ve bugünü ile ilgili çok değerli eserleri bize kazandırmıştır. Bu bağlamda, Saygıdeğer Devlet Başkanımızın ‘Türkmenistan – Büyük İpek Yolu’nun Kalbi’ adlı 1. kitabı büyük öneme sahiptir. Bu kitap Türkmenistan Ankara Büyükelçiliği ve TÜRKSOY tarafından Türkçe olarak yayınlanmıştır. Türkmenistan Devlet Başkanı’nın bu kitabı Türkmenlerin geçtiği tarihi yolu doğru bir şekilde değerlendirmeye, Türkmenlerin kendine has milli-kültürel özelliklerini, gelenek-göreneklerini, örf-adetlerini, hayat sütunlarını tanımaya, Türkmen milletinin dünyanın bilimsel, ekonomik ve kültürel gelişim sürecine yaptığı muazzam katkısını derin bir şekilde idrak etmeye büyük imkân sunmaktadır. Bilindiği gibi, Büyük İpek Yolu, barışın tesis edilmesi, uluslar arası ticaretin gelişmesi, halklar arasındaki münasebetlerin genişlemesi bakımından büyük önem arz etmektedir. Kitapta Pasifik Okyanus’tan Baltık Denizi’ne kadar ve Kuzey Avrupa’dan Hint Okyanusu’na kadar uzanan muazzam mekânı kapsayan Büyük İpek Yolu’nun geçmişinin insanlık tarihinin altın sayfalarını oluşturduğu belirtilmektedir. Türkmenistan Devlet Başkanı’nın bu kitabında Büyük İpek Yolu eşsiz-benzersiz bir tarih-kültür hadisesi olarak değerlendiriliyor. Yazar eski dünyanın bu fenomeninin tarihte ne kadar derin iz bıraktığını Türkmenistan’ın örneklerinde açıkça göstermektedir. Kitabın giriş bölümünde belirtildiği gibi, ‘Her bir dalı UNESCO’nun Dünya Kültürel Miras Listesi’ne eklenmeye değer Büyük İpek Yolu’nun ortaya çıkmasında ve aktif bir biçimde çalışmasında temel rollerden biri de Türkmenlere aittir. Kader ilk baştan Türkmenlere kurma, yaratma, geliştirme, milletler arasında dostane ilişkileri tesis etme, milletleri bir araya getirme, barışı koruma, insan mertebesini her şeyin üstünde tutma gibi özellikleri vermiştir. Genel olarak bu eserin ana fikri tarihi gelişim prizması üzerinden Türkmenistan’ın uluslararası düzeyde izlediği politikanın anlamını kavramaktan oluşuyor. Doğu ile Batı arasında ekonomik, diplomatik, bilimsel ve kültürel münasebetlerin gelişmesinde Büyük İpek Yolu’nun gördüğü köprü vazifesinin analizi yapılmakta, avantajlı jeopolitik konumda bulunan Türkmenistan’ın bugünün uyum sürecindeki konumu ortaya çıkarılmaktadır. Yazarın fikirlerini kitabın güzel kompozisyonu da teyit etmektedir. Kitap, 6 bölümden oluşuyor. Bölümler Ceyhun’un kıyısı, Kadim Merv, Serahs ile Anev arasında, Nusay’dan Dehistan’a kadar, Kadim Dışoğuz topraklarında ve Masallar dünyasında gibi başlıkları taşıyor. Doğu’dan Batı’ya doğru Türkmenistan topraklarına böyle bir bakış kendine has nitelikte olup, Büyük İpek Yolu’nun Türkmenistan’ın eski dönemlerden beri ticaret ve medeniyet yollarının merkezinde bulunan şehirleri ve tarihi-kültürel tesisleriyle bağlantılı olan ‘coğrafyasını’ gözler önüne sermektedir. Muhtelif dönemlere ait tarihi ve kültürel anıtlar, günümüze kadar harika efsaneleri ve rivayetleri yaşatan halk hatırası bunun güzel bir ispatlamasıdır. Bunun yanında, dünya tarihinde onlarca devletleri ticaret, bilgi ve kültür bağlarıyla birleştiren ve benzersiz özelliklere sahip olan Büyük İpek Yolu, kitapta sadece Türkmen halkının tarihi ve manevi değerleri bakımından değil, aynı zamanda ülkemizin geleceği noktainazarından da ele alınmaktadır. Devlet Başkanımızın bu kitabının kapakları arasında toplanan zengin malzemeler yazara tarihi ve bugünü birbirine bağlayarak, okuyucuya halkımızın geçmişi, bugünü ve geleceği ile ilgili düşüncelerini adım-adım açıklama imkânı sağlamaktadır. Devlet Başkanımız Büyük İpek Yolu’nun birleştirici vazifesini ve önemini ortaya çıkarırken, Türkmenistan’ın dünya kalkınmasına katkı sağlayan modern uluslararası inisiyatiflerinin ehemmiyetini de vurgulamaktadır. Bugün ülkemizde uygulanan ve dünya lojistik sisteminin oluşumunu etkileyen projelerin erken dönemlerdeki örneklerini göstermekte, bağımsız ve tarafsız Türkmenistan’ın dostluğa ve barışseverliğe dayalı devlet politikasının temellerinden bahsetmektedir. Türkmenistan Devlet Başkanı ülkemizin ekonomik kazanımlarını, günümüzde ulusal ekonominin stratejik alanlarında büyük projelerin uygulandığını gösteren somut verileri sunmaktadır. Bu kitap, Türkmenistan’ın sosyal-ekonomik kalkınmasının kilit yönlerini ortaya koyarak, Türkmen toplumunun önündeki hedefleri ve vazifeleri anlamaya yardım etmektedir.

‘Türkmenistan – Büyük İpek Yolu’nun Kalbi’ adlı kitabın diğer bir özelliği ise eserde bahsedilen hususların sağlam temellere ve argümanlara dayalı olmasıdır. Devlet Başkanımız, İpek Yolu’nun ortaya çıkma koşulları, kervan ticaretinin temelleri, Eski Doğu uygarlıkları arasındaki kültürel ilişkiler, Büyük İpek Yolu’nun aktif olduğu dönemlerde Türkmenistan’ın tarihi bölgelerinin kalkınmasının şehircilik özellikleri, uygarlıkların karşılıklı etkileşimi, tarihi açıdan önem arz eden güzergahın yeniden canlanması, bu konunun incelenmesinde ortak işbirliği modelinin ortaya çıkarılması gibi konuları ele alırken somut bilgileri ve bilimsel verileri kullanmaktadır. Kitapta arkeoloji, paleografi, eski barınma alanlarının hava ve uzay resimleri gibi alanlara ait bilgiler de yer almaktadır. Bunun yanında yeni eserde Devlet Başkanımızın milli gelenekler, efsanelerde ve rivayetlerde ifade edilen halk hikmetleri ile ilgili geniş bilgi sahibi olduğunu görmek mümkündür. Yazar, eski kervan yollarının milli ve manevi değerlerin oluşumunda büyük önem taşıdığını ortaya koymaktadır. Okuyucu, güya Büyük İpek Yolu’nun kervan yollarında seyahat ediyormuş gibi, yazarla birlikte, hiç acele etmeden, halkımızın tarihinin ve kültürel geleneklerinin sayfalarında ilerlemektedir. Bu gönülce ve lirik nitelikli tutum, güzel sanatları temsil eden fotoğraflar ve resimlerle de desteklenmektedir.

Sözlerime son verirken bugünkü etkinliklerimizin düzenlenmesi için gayret sarf eden tüm yetkililere ve konferansa katılarak sevincimizi paylaşan tüm dostlarımıza özellikle Türkmenistan’dan tahsil yapmak için Türkiye’ye Kastamonu şehrine, Kastamonu Üniversitesine gelen tüm Türkmenistanlı talebelerimize Büyükelçiliğimiz adına bir kez daha teşekkür etmek istiyorum.” dedi.

Konuşmasının ardından konferansın moderatörlük kısmını yapan Türkmenistan Ankara Büyükelçisi İşankuli Amanlıyev; “Değerli konuşmacıları kürsüye davet edeceğiz. Kastamonu’nun Kastamonu Üniversitesinin Rektörü evliyalar şehri olduğunu belirtti. Dolayısıyla Türk Dünyası Kültür Başkenti olarak seçilmiş oldu. Bu slogan dâhilinde Kastamonu’da birçok etkinlikler düzenlendi. Biliyoruz ki milletlerarası konferansımız Türkmenistan- Büyük İpek Yolunun Kalbi münasebetiyle yaptığımız konferans önem arz etmektedir. Fırsattan istifade Yaşar Karadeniz Bey’e teşekkür etmek istiyoruz. Aramızda onur konuğu olarak bulunan Rektörümüz ve aynı zamanda büyükelçi Esen Aydogdıyev’e söz vermek istiyorum.” diyerek Türkmenistan İnsan Bilimleri ve Kalkınma Üniversitesi Rektörü Sayın Esen Aydogdıyev’e söz verdi.

Türkmenistan İnsan Bilimleri ve Kalkınma Üniversitesi Rektörü Sayın Esen Aydogdıyev konuşmalarında; “Türk dünyası geçtiğimiz bu günlerde birkaç önemli ve sevindirici olaya şahit oldu.  2018 yılı için Türk Dünyasının kültür başkenti olarak ilan edilen kardeş Türkiye Cumhuriyetinin Kastamonu şehrinde biz Türkmenistan’ın Saygıdeğer Cumhurbaşkanın “Türkmenistan-Büyük İpek Yolu’nun kalbi” atlı Türk dilinde yayınlanan kitabın ilk baskısının tanıtım törenine ve uluslararası konferansa katılıyoruz. Fırsattan istifa ederek, bu etkinliğin gerçekleştirilmesine büyük destek veren Kastamonu üniversitesine ve Üniversitenin rektörüne Sayın Seyit Aydın’a teşekkürlerimizi iletiyoruz. “Türkmenistan-Büyük İpek Yolu’nun kalbi” şiarı ile geçirilmekte olan 2018 yılında bu denli değerli eserin yayınlanması dolayısıyla sizin hepinizi tüm kalbimle kutluyorum.

Bildiğimiz üzere, 29 Ekim 2018 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasının 95 yıl dönümü kutlandı. Ayrıca bu yıl TÜRKSOY teşkilatının kurulmasının 25 yılı kutlandı. Hepinizi bu tarihi seneler ve kazanılan başarılar ile kutluyorum. Bu denli tarihi törenleri beraber kutlamamız bile ülkelerimizin arasındaki ilişkilerin yakın olduğunu gösteriyor. “Türkmenistan kültür günlerinin” Türkmenistan’ın Türkiye Cumhuriyetindeki Büyükelçiliği tarafından Kastamonu Devlet üniversitesi ile beraber gerçekleştirmesi insanı-kültür iş birliğin geliştirilmesinde yeni bir adım olur. Dili, tarihi, kültürü aynı soy ağacından gelen halklarımızın sevinci, bayramları bütünleşiyor. Türk halklar bir birinin yeten derecelerine, kazanan başarılarına seviniyor, birlikte kutluyor. Bugünkü törenimiz de Türkmenistan’ın insan odaklı dış siyaseti yönden çok manidar. Çünkü ülkemizin dış siyasetinde kültürel ve insan odaklı ilişkileri geliştirmek gündemde olan yönlerin biridir. Bizim dış siyasetimiz Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda 1995 ve 2015 yıllarında 2 defa tanınan Daimi Tarafsızlık statümüze göre belirleniyor. Dolayısıyla Türkmenistan ülkelerin hepsiyle eşitlikçi, karşılıklı menfaati ilişkiler geliştirmek için çaba sarf ediyor. Aynı iş birliği çerçevesinde Türkmenistan Türk halklar ile dostluk ve kardeşlik ilişkilerini geliştirmek için önemli projelere katılıyor, büyük projelerin somutlaşmasına yardımcı oluyor.

Türkmenistan’ın yeni tarihinde Türkiye Cumhuriyeti’nin özel bir yeri var. Türkmenistan Bağımsızlığına sahip olduktan sonra, onu ilk olarak tanıyan ve ilklerin arasında başkent Aşkabat’ta elçilik açan ülke Türkiye oldu. O günden beri Türk Cumhuriyeti Türkmenistan’ın Tarafsızlık statüsünü ve diğer uluslararası projelerini destekliyor. Ayrıca ülkemizde sanayinin gelişmesinde türk kardeşlerimizin katkısı çok büyük. “Açık kapı” politikasını benimseyen Türkmenistan ise Türk iş adamları ile iş birliğe büyük önem verdi. Ülkemizde Bağımsızlık yıllarında kazanılan başarılar, iki ülkenin arasındaki iş birliğin hayatın her dalında meyvelerini vermeye başladığının göstergesidir. Bizim Devlet başkanlarımız da dünyada barışı ve refahı yaygınlaştırmak için önemli açıklamalar veriyorlar. Türkmenistan Cumhurbaşkanı Birleşmiş Milletler 73’üncü Genel Kurul Toplantısında yaptığı konuşmasında “Biz saygı çerçevesinde, eşitlik, barış, siyasi müzakereler ilkeleri yönden uluslararası gündemin temelini korumakta başlıca ve belirleyici role BM sahip olmalıdır diye düşünüyoruz” demişti. Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise “Birleşmiş Milletlerin yardımı ile birçok projenin gerçekleşeceğini görüyoruz. Her şeyden önce, bizim fikrimize göre dünyanın gündemini, kurtuluşunu ve refahını temin edecek adalettir” diye söylemişti.  Dünyanın kalkınması konusunda böyle umumi düşüncelerin olması, ülkelerimizin arasındaki iş birlikler için geniş imkânlar sağlıyor. Genel kalkınışa olan inancın ve saygının umumi seviyesinin azaldığı dönemde aktif, pozitif ve insan odaklı politika benimseyen Türkmenistan 2019 yılını Barış ve refah şiarı olarak geçirilmesini gündeme taşıdı. Dünya’da barışı sağlamlaştırmanın temellerinin biri de kültürel ilişkileri geliştirmek ve halkların tarihini, kültürünü daha da tanıtmaktan ibarettir. Sayın Cumhurbaşkanımızın yeni kitabının esas amacı da, Türkmen halkının kültürünü tüm dünyaya kapsamlı olarak tanıtmak, insani değerleri vaaz ederek barışı sağlamlaştırmaktır. Türkmen-Türk kardeşliğinin temeli sağlam, çünkü o temelini tarihin derinliklerinden alıyor. Şimdiki Türkmenistan’ın sınırları içerisinde kurulan Büyük Selçuklu devletinin hükümdarları Anadolu’yu Türk dünyası için kapılarını açtı ve üç ayrı iklimde hakimiyet kuran Büyük Osmanlı devletini kurdu. Bu günkü etkinliğimiz de kısmi olarak yüzlerce yıl önce gerçekleşen şanlı tarihi olaylar ile ilgili. Türkiye tüm dünyada kendine çeken kültürel mirasa sahip, birkaç kültürün arasında köprü olarak hizmet veren ülke konumunda. Büyük Türkmen Şairi Mahtumkulu Fıraki atamız da Türkiye hakkında “Evliyalar Ummanı” sözünü kullanmıştır.

İşte bu yüzden, Türkiye’nin bir birinden güzel olan şehirlerinin arasında Kastamonu şehrinin “Türk dünyasının kültür başkenti” olarak seçilmesi çok önemlidir. Tarihin çeşitli dönemlerinde uygarlıkların önemli merkezi olan bu şehirde bulunmak hepimiz için büyük bir şereftir. Kahraman Türk milleti bağımsızlığını korumak için verdiği mücadelede Kastamonu şehri hem büyük öneme sahiptir. Türkiye'nin Milli İstiklal marşının yazarı Mehmet Akif Ersoy’da bu şehirde, Türkiye'nin bağımsızlığını korumak için büyük işler gerçekleştirdi. Bunun dışında, Kastamonu’da Şaban-ı Veli gibi mucizevi şahısların mirası hem korunmakta. Bu ise Türk halkların kendinin manevi değerlerine büyük bir önem verdiğinin kanıtıdır. Kastamonu şehrinin Türk dünyasının kültür başkenti olması tüm Türk haklarının maddi ve manevi değerlerini daha da zenginleştiriyor. Buna benzeri etkinlikler, Türkî haklarının arasındaki ilişkileri daha da sağlamlaştırıyor ve dünyada barışın yayılmasına büyük katkılar sunuyor. 2012 yılında temeli atılan “Kültür başkenti ilan etmek" geleneği bu günlere kadar Türk kültürünün gururu kabul edilen Astana, Eskişehir, Kazan, Merv, Şeki, Türkistan gibi şehirleri tüm dünyaya tanıtarak büyük bir görev uygulanmıştır. Türk hakları insanoğlunun kültür mirasını sağlamlaştırmak için büyük bir katkı sağladılar. Bizim atalarımız gittiği her yerde devletler kurdular, şehirler inşa ettiler, eğitime önem verdiler. Altay dağlarından başlayarak Orta Avrupa’ya kadar uzanan bölgede tarihin farklı dönemlerinde Türk hakları tarafından kurulan maddi ve manevi değerler UNESCO Dünya mirası listesine de eklendi. Bu çerçevede TÜRKSOY teşkilatı da büyük işleri gerçekleştiriyor. Atalarımızdan kalan bu kültür mirası derin olarak öğrenmek, onu korumak, geliştirmek ve yaymak önemlidir. Bu açıdan bakıldığında Sayın Cumhurbaşkanımızın “Türkmenistan-Büyük Ipek Yolunun Kalbi" kitabının önemi daha da açık görünmektedir. Bu bize yeni düşünceleri ve fikirleri aydınlatıyor.

Milli Liderimiz 2017. yılda yayınlanan “Türkmenistan-Büyük İpek Yolunun kalbi" atlı birinci kitabında kadim kervan yolunun tarihini, günümüzdeki ve gelecekteki ehemmiyetini beyan etti. İkinci kitabında ise, Saygıdeğer Cumhurbaşkanımız kesin tarihi kaynaklardan toplanan net bilgilere, arkeoloji ve mimari eserlerine, etkileyici resimlere, etnografik verilere dayanarak ülkemizin, tüm insanlığın gelişimine büyük etkisini bırakan Büyük İpek Yolunun kalbine dönüşmesindeki tarihi önemini vurguluyor. Bu kitabın Türk dilinde yayımlanması bu kitaptaki bilgilerin Türk dünyasına ulaştırılmasına yardım edecektir. Çünkü coğrafik konumuna bakılırsa, Türkmenistan tüm Türk halkların tarihine etkisi olan olayların gerçekleşen yeridir. Ayrıca, kitapta sadece geçmiş olaylar hakkında söz edilmiyor. Devletlerin onlarcasını ticaret, bilgi ve kültür ilişkileri ile ortak noktada buluşturan Büyük İpek Yolu’na vizyon açısından hem bakılıyor.  “Türkmenistan – Büyük İpek Yolunun Kalbi” sloganı ile geçmekte olan 2018. yılında Türkmenistan’da inşa edilerek hizmete açılacak olan demiryolları, karayolları, deniz ve hava limanları, Mega projeler Büyük İpek Yolu’nu öğrenmenin bölgenin lojistik sektörünü geliştirmek, insan odaklı, kültürel ilişkileri geliştirmek ve refahı sağlamak ile yakından ilişkili olduğunu gösteriyor. Bunun aydınlatıcı örneği olarak, yakında Türkmenistan’da gerçekleştirilen Amul-Hazar 2018 Auto rallisi belirtilebilir. Bu Auto Rallinin aracılığıyla Büyük İpek Yolu’nun güzergahında bulunan doğa güzellikleri ve Türkmenistan’ın otomobil sporu çerçevesinden büyük imkanları dünya camiasına geniş açıdan gösterildi. Kendisinin tarihteki rolünü anlayan Türkmenistan günümüzde de bölgesel gelişmenin kalbi olmaya doğru güçlü adımlar atıyor. 2016 yılında Küresel Sürdürülebilir Ulaşıma dair 1. konferansın geçirilmesi, Türkmenistan’ın 2017 yılında Uluslararası Enerji Bildirgesine başkanlık etmesi, 2017 yılında Kapalı Alan ve Savaş Sanatı 5. Asya Oyunlarının, 2018 yılında Dünya Halter Şampiyonasının Aşkabat’ta geçirilmesi ülkemizin tüm dünyada kazanan itibarına şahitlik ediyor. Bunların hepsi ayrıntılı bir şekilde oluşturulan milli sürdürülebilir geliştirme stratejilerinin meyveleridir. Çünkü bu gün Türkmen halkı kendi Milli Liderinin önderliğinde siyasi, ekonomi bağımsızlığını sağlamlaştırıyor, kendi kültürel tarihini tam olarak öğrenerek, başarılardan dolu olan yeni tarihini yazıyor. “Türkmenistan-Büyük İpek Yolu’nun kalbi” atlı kitap ise barışçıl ve çalışkan halkımızın kalbine sızmaya yardımcı oluyor. Ondan dolayı bu kitabın Türk halkların arasında dostluk ve kardeşlik ilişkilerinden bundan sonra da sağlamlaşmasına büyük katkısının olacağına tüm kalbimle inanıyorum.” dedi.

Kastamonu Belediye Başkanı Tahsin Babaş; “Bu sene Kastamonu Türk Dünyası Kültür Başkenti, Türk Dünyası ülkeleriyle aramızdaki ilişkileri pekiştirmek ve daha da kuvvetlendirmek için çalışmalar yapıyoruz. Kastamonu’nun Kültür Başkenti seçilmesi büyük avantaj ve onurdur. Kastamonu tarihi, kültürel dokusuyla ve tarihteki yeriyle mükemmel şehirlerimizden birisidir. Kastamonu Üniversitesi Türk Dünyası’ndan gelen öğrencilerimizle dolu. 600’ün üzerinde Türkmenistanlı öğrencimiz var. Bizim için gurur verici bir durumdur. Biz Türk Dünyasıyla hep bir ve beraber olmalıyız. Birlik ve beraberlik içinde olduğumuz zaman aşamayacağımız sorun yoktur. Çalışmalar, sempozyumlar, seminerler ve kültürel alışverişler Türk Dünyasını daha da birbirine bağlayacak ve kenetleyecektir. Rektörümüz Seyit Aydın’a çalışmalarından dolayı teşekkür ediyorum. Kastamonu birçok uygarlığa ev sahipliği yapmıştır. Osmanlı’nın en büyük şehirlerinden birisidir. Kastamonu’nun ipek yolu güzergâhında olması ve bu konunun gündeme getirilmesi çok önemlidir. Bu yıl Kültür Başkentliğini Kazakistan’dan devir aldık. Hoca Ahmet Yesevi’nin kattığı duyguyu Kazakistan’da gördük. Kastamonu’da Hz. Pir. Şeyh Şaban-ı Veli’nin topraklarına kattığı manevi duyguyu birleştirmemiz lazım. Eğer bunu yapabilirsek manevi yol üzerinden yürüyeceğiz. Kastamonu İstiklal Yolu, Milli Park haline getirildi. Hz. Pir. Şeyh Şaban-ı Veli Kültür rotası da bizler içinde önemlidir” ifadelerini kullandı.” dedi.

Belediye Başkanının ardından konuşan TÜRKSOY Genel Sekreteri Düsen Kaseinov konuşmalarında; “Türkmenistan Devlet Başkanı tarafından kaleme alınan Türkmenistan’ın zengin kültürel mirası ve ipek yolunda oynadığı mı rolünü anlatan bu kitap Türkiye Türkçesinde TÜRKSOY tarafından yayınlanmıştır. Daha önce de Türkmenistan Devlet Başkanı Berdimuhammedov'un "Barış Müziği, Dostluk Ve Kardeşlik Müziği" başlıklı çalışması TÜRKSOY tarafından yayınlanmıştı. Her İki Eser de Türkmenistan’ın kültür temelinde yükselen barışçı siyasetinin somut göstergeleridir, gelecek nesillere bırakılacak bir miras niteliğindeki bu çalışmalar, aynı zamanda Türkmen kültürünü ve Türkmenistan'ın ipek yolu üzerinde oynadığı rolü tanımak isteyen öğrenciler için de temel kaynak oluşturacaktır.

Kısa adı TÜRKSOY olan Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı 1993 yılında Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkiye ve Türkmenistan Kültür Bakanlarının imzaladıkları anlaşma ile kurulmuştur. Bu yıl TÜRKSOY’un kuruluşunun yirmi beşinci yıl dönümüdür. TÜRKSOY'un kurucu üyelerinden biri olan Türkmenistan, yirmi beş yıldır sanatçılarıyla, bilim adamlarıyla, kültür elçileriyle çalışmalarımıza katkı sunmaktadır. Ancak özellikle ifade etmek isterim ki Gurbangulu Berdimuhammedov Türkmenistan’ın TÜRKSOY’daki görünürlüğü ve ağırlığı daha da artırmıştır. 2014 Yılı Türkmenistan Devlet Başkanı Gurbangulu Berdimuhammedov'un himayelerinde “Mahtumkull Firaki Anma Yılı” olarak ilan edilmiştir. Nasıl bugün Kastamonu Türk Dünyası Başkenti ise 2015 yılında da bu unvanı Berdimuhammedov'un yönetiminde Türkmenistan’ın kadim şehri Merv taşımıştır.

Rahatlıkla söyleyebiliriz ki günümüzde Türkmenistan, TÜRKSOY'un en aktif üyeleri arasındadır. Sayın Cumhurbaşkanı’nın kültürel mirasımızın korunması ve Türk halkları arasındaki kardeşlik bağlarının güçlendirilmesi hususuna gösterdiği özel önem bunun temel nedenidir. Bildiğiniz gibi TÜRKSOY, Türk Dünyasının UNESCO’su olarak adlandırılan bir kurul amaçları paylaşmaktadır. TÜRKSOY'un önem verdiği konular arasında Türk kültürüne hizmet eden eserlerin yayınlanması ve tanıtılması özel bir yere sahiptir. Bu çerçevede toplantımızın başarılı geçmesini ve faydalı olması diler, hepinizi saygılar sunarım.” dedi.

TÜRKSOY Genel Sekreteri Düsen Kaseinov’un ardından konuşan Kastamonu Valisi Yaşar Karadeniz; “Türk Dünyası büyük bir coğrafya, Balkanlardan başlayıp Çin’e kadar devam eden ve tarihin her döneminde tarihi belirleyecek ve ona yön verecek olayların yer aldığı önemli bir coğrafya. Ne mutlu ki Atalarımız böyle bir geniş coğrafyayı bahşetmişler ve bu güzel coğrafyada hayatımızın devam etmesini sağlamışlar. Tabi ki bizimde bu güzel coğrafyanın kıymetini bilerek ve daha önce yaşananları iyi okuyarak onlardan gerekli dersleri çıkararak bu coğrafyayı daha güçlü bir şekilde gelişmiş ve kalkınmış bir bölge olarak bizden sonraki nesillere aktarma sorumluluğumuz var. Türk Dünyası Kültür Başkentliği belki de TÜRKSOY’un getirmiş olduğu bu uygulama ve tarih içerisinde uzun yıllar bir birinden ayrı kalmış ama gönlü, yüreği bir olan aynı kan bağına sahip olan bu geniş coğrafyada yaşayan insanların kültürel olarak ve daha duygusal olarak da bir birilerine bağlanmalarını, tanımalarını sağlayacaktır. Bir yıldır burada yaptığımız etkinliklerimizin de özü amacı budur. Biz Türkmenistan’a daha çok yaklaştık. Biz Kazakistan’a daha çok yaklaştık, biz Kırgızistan’a daha çok yaklaştık, Azerbaycan’ı daha iyi tanıdık, onlarda bize daha çok yaklaştılar. Eminim bu tip uygulamalar başka uygulamalarla da desteklendiği sürece bu yakınlaşma daha da devam edecek daha da güçlenecek ve bundan yeni kuvvetler, yeni güçler ortaya çıkacaktır. Kültür Başkenti uygulaması dışında ülkelerimizdeki öğrencilerimizi okutmamız da bu kaynaşmanın bir başka aracı. Eminim ki şuanda da ilimizde öğrenim gören Türk Dünyasından tüm öğrenciler aynı duyguyu aynı Türk Dünyasının birlikteliğini gittikleri yerlerde de yaşatacaklar, hem ülkelerinin güçlenmesine hizmetleri olacak hem de Türk Dünyasının güçlenmesine hizmetleri olacaktır diye düşünüyorum. İlimizde geçen yıl sadece 100’ün üzerinde Türkmen öğrencilerimiz Kastamonu Üniversitesinde öğrenim görüyordu bu yıl bu sayının 604 ‘ e çıkmış olduğunu da büyük bir memnuniyetle öğrenmiş oldum. Bu sayının daha da büyümesi bizlere daha da büyük güç verecektir diye düşünüyorum bu konuda da çaba gösteren emek sarf eden herkese başta üniversitemiz olmak üzere huzurlarınızda teşekkür etmek istiyorum.

İpek Yolu’da bahsettiğim tarihi süreç içerisinde önemli bir güzergâhtır. Aslında ilk küresel ekonomik faaliyet diyebileceğimiz bir yoldur İpek Yolu. Çin’den Anadolu’ya kadar olan güzergâhı kapsayarak büyük bir ticaret üzerinde olmuş. Bu güzergâh bugünde halen potansiyelini korumuş durumda. Bu güzergâhın yeniden canlandırılması, yeniden güçlendirilmesi hem bu güzergâh üzerindeki ülkelerin güçlenmesini sağlayacak hem de az önce bahsettiğim yakınlaşmaya güç katacaktır. Çünkü İpek yolunun bir ayağında Çin var öbür ayağında Türk’ü topluluklar var. Anadolu’da geldiğimiz noktanın tamamına yakını Türki coğrafyadan geçiyor dolayısıyla bu güzergâh güçlenmesi aynı zamanda güzergâh üzerindeki tüm Türk Cumhuriyetlerinin güçlenmesi, kalkınması demek olacaktır. Türk Cumhuriyetlerinin her biri ne kadar güçlü olursa, Türk Dünyası ’da o kadar güçlü olacak. Bu konuda Türkmenistan Devlet Başkanı Sayın Gurbangulı Berdimuhamedov’un göstermiş olduğu çabayı da takdire şayan buluyorum. Eminim Türkmenistan’ın gösterdiği bu gayret ülkelerinde örnek olacaktır ve bu güzergâh ekonomik anlamda güçlenerektir. Geçmişteki küresel güç olan o güzergâhın bugünün küresel dünyasında da ekonomik gücünü sürdüreceğinden hiç kuşkum yok ben bu nedenle Sayın Gurbangulı Berdimuhamedov’un yazmış olduğu kitabında hepimize örnek teşkil edeceğine inanıyorum. Türkiye Türkçesine çevirmiş olmasının da bizler için bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Yine emeği geçen sayın büyükelçimize ve Türksoy’a huzurlarınızda teşekkür ediyorum ayrıca konferansımızın ilimize ve Türk dünyasına hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum” şeklinde konuştu.

Türkiye-Türkmenistan Dostluk Derneği Başkanı Hüseyin Yücel konuşmalarında; “Sizleri Türkiye-Türkmenistan Dostluk Derneği olarak en iyi dileklerimle selamlıyor, bu Konferansı düzenleyen taraflara derin şükranlarımı sunuyorum. Büyük İpek Yolu konusunda yapılan araştırmaların, çalışmaların yalnız Dünya Uygarlık ve Ekonomi tarihi yönünden değil, bu güzergâhta geniş coğrafyaya yayılmış Türk Dünyasının için de büyük önem arz ettiğini belirtmek isterim.

Değerli katılımcılar, bilindiği gibi, insanlık tarihinde uluslararası ekonomik ve kültürel etkileşim yönünden unutulmaz bir yeri olan kadim Büyük İpek Yolu’nun önemli kollarının geçtiği Ata yurdumuz Türkmenistan'da 2018 yılı "Türkmenistan Büyük İpek Yolu'nun Kalbi" yılı olarak ilan edilmiştir. Bu bağlamda, Türkmenistan Devlet Başkanı Sayın Gurbangulı Berdimuhamedov tarafından yazılan "Türkmenistan Büyük İpek Yolu'nun Kalbi" isimli kitabı yayınlanmış ve büyük ilgi görmüştür. Alınan kararı ve Sayın Devlet Başkanımızın kitabını; zamanlaması, anlamı ve taşıdığı değer yönünden fevkalade önemli ve isabetli görmekteyiz.

Büyük İpek Yolu konusunda bugüne kadar değişik dönemlerde yığınlarca araştırmalar yapılmış ve kitaplar yazılmıştır. Eğer bunlar bir yerde toplansaydı inanınız ki, dünyanın en büyük kütüphanesi meydana gelirdi. Sayın Devlet Başkanımızın hazırladığı Kitap da bunlar arasında şüphesiz ayrıcalıklı bir yere sahip olurdu. Belgesel niteliğindeki bu önemli eserde de ayrıntılı biçimde belirtildiği üzere; Çin ile Akdeniz ve Karadeniz ülkelerini birleştiren İpek Yolu dünyanın en büyük kum çöllerinden olan Cin'in Taklamakan Bölgesinden başlayıp iki kol üzerinden batıya yönelmiştir Bunlardan birinci güzergâh, kuzeyden ilerlemekte ve Karadeniz'e kadar uzanmaktadır. İkinci hat da güneyden Suriye'ye doğru gitmekte ve her ikisinin bir çok yan kolları bulunmaktadır. İlk ve orta Çağın yoğun bir ticaret ve kültür köprüsü olan İpek Yolu'nun önemli bölümleri ise Türk Ülkelerinden geçmiştir. Güzergâhın yüzyıllar boyunca Türk asıllı devletlerin kontrolü altında olması dikkate alındığında İpek Yolu, Türk ülkelerine önemli ekonomik kaynak yaratmış bunun yani sıra da Türk tarihinin şekillenmesinde ve Avrupa ile kültürel etkileşimin oluşmasında önemli rol oynamıştır. Türk ülkelerinden Türkmenistan ise, uzun yıllar yapılan arkeolojik ve etnografik bilimsel araştırmalara göre Büyük İpek Yolu ana güzergâhı ve kollarının kesiştiği en önemli bir coğrafi bölgeyi teşkil etmiştir. Nitekim 1254-1324 yılları arasındaki 70 yıllık ömrünün uzun bir bölümünü babasıyla birlikte başta Çin olmak üzere İpek Yolu güzergahlarında bulunan doğu ülkelerinde geçiren ve yazdığı Seyahatname kitabıyla Asya kültürünün Avrupalılara tanıtımına imkan sağlayan Venedikli seyyah Marco Polo, anılan Kitabında; Türkmenistan'a ayrıntılı yer vermiş, özelikle hayvancılığın yaygınlığına, Türkmen atlarının çok iyi olduğuna dikkat çekerek, Türkmen Halılarının görkemine ve güzel kumaş dokumalarının yapıldığına vurgu yapmıştır. İtalyan Rönesans'ının ünlü ressamlarının güzel saray resimlerinde yerlerde görülen halıların önemli bir bölümünü de Türkmen halıları teşkil etmiştir.

Değerli misafirler, insanlık tarihinin bu unutulmaz ticari ve uygarlık Yoluna adını veren ipek, bilindiği gibi ilk defa Çin'de üretilmiş, uzun bir dönem de ipek böcekçiliğini ve ipek üretim tekniğini Çinliler saklı tutmuşlardır. Daha sonraları diğer ülkelerde de dut ağacı ve ipekböceği yetiştirilmesiyle ipek üretiminin yapılması yaygınlaşmıştır. Nitekim Bursa şehrimiz Bizans döneminde ipek dokuma sanayi merkezi konumuna gelmiş ve Osmanlı Türk İmparatorluğu döneminde de bu durumunu geliştirerek, değişik kalitede ve renklerde ipek üretimini gerçekleştirilip Batıya ihraç edilmiştir. İpek Yolu güzergâhlarında yapılan; ipek, baharat, kâğıt, porselen, değerli taş ve benzeri malların satışı bir yandan uluslararası ticareti geliştirirken, aynı zamanda kıtalararası kültür alışverişine ve uygarlık etkileşimine de büyük katkı sağlamıştır. Binlerce kilometreyi kapsayan güzergâhlarda ulaşım çift hörgüçlü deve kervanlarıyla sağlanırdı. Kervancılar mal yüklü develerinin yanında arazi durumuna göre katır ve atların da eşliğinde yürürler, kimi zamanlar konaklama yerlerine uzak olan güzergahlarda çoğu geceler yıldızların altında uyurlardı. Bu kervanlar, zorlu şartlarda yaptıkları uzun yürüyüşler sonrası ulaştıkları İpek Yolu şehirlerinde kurulu panayır ve pazarlarda mallarını satışa sunarlar, buralarda dinlenir, bir yandan da kültürel alışverişlerde bulunurlardı. İpek Yolu kervanlar, güzergâh üzerinde bulunan ülkelerin kültürlerinin ekonomilerinin ve siyasi yapılarının gelişmesinde, şekillenmesinde de çok önemli görevler ifa etmişlerdir. İpek Yolu olarak tanımlanan güzergâh üzerinde bulunan ülkelerin, tarihsel süreç içindeki gelişimlerinin önemli bir bölümünü bu etkinliklere borçlu olduğu söylenebilir. İpek, dut, kâğıt, matbaacılık tekniği, lake ve porselen eşyaları, barut ve pusula gibi Çin ürün ve teknolojileri İpek Yolu üzerinden dünyanın değişik yörelerine taşınırken, Doğu kültürünün de Batı ülkelerinde tanınmasında ve günümüz medeniyetinin oluşmasında önemli katkı sağlamıştır. Batıdan da Çin'e bazı eşyaların taşındığı Çin arkeologlarının son yıllarda yaptıkları araştırmalar sonucu elde ettikleri bulgulardan anlaşılmaktadır. Bu arada Tarihi İpek Yolu üzerinden bulunan kervansaray, han, hamam türbe ve kutsal mabetler gibi tarihi varlıkların UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine alınması için başlatılan yoğun çabalar sonunda bazı tarihi mirasların listeye dahil edilmesini memnuniyetle karşılamakta ve bu konudaki çalışmaların yoğunlaştırılarak sürdürülmesini temenni etmekteyiz..

Büyük İpek Yolunun önemli güzergâhlarının geçtiği, kesiştiği Ata yurdumuz Türkmenistan gerçekleştirdiği ve yatırım programlarına aldığı ulaştırma sektöründeki yatırımları ve sinir komşuları ülkelerle kurduğu ikili ve çoklu işbirliğiyle günümüz koşullarında Büyük İpek Yolunun yeniden oluşturulmasına büyük katkı sağlamaktadır. Uluslararası standartlarda yapılan Kazakistan-Türkmenistan-İran demiryolu hattının hizmete alınması, Doğu Batı ekseninde gerçekleştirilen karayolu ve üzerinde kurulu dinlenme tesisleri, Hazar Denizinde deniz limanları ve modern hava alanlarıyla bu konuda önemli adımlar atılmıştır. Bunların yanı sıra, eski yol güzergâhında kapsamlı enerji projeleri hayata geçirilmiş olup, yeni projeler üzerinde çalışmalar yapılmaktadır. Halen dünyanın 4. büyük doğal gaz rezervlerine sahip olan Türkmenistan, Rusya ve İran'dan sonra Çin'e 3 doğal gaz boru hattından doğal gaz sevkiyatı yapmaktadır. Ayrıca bu hatlar üzerinde bulunan maden yataklarınızın işletilmesi için de Çin ile işbirliği sürdürülmektedir. TAP’i (Türkmenistan, Afganistan Pakistan, Hindistan) Projesiyle oluşturulan 33 milyar metreküp kapasiteli doğal gaz boru hattıyla da Pakistan ve Hindistan'ın doğal gaz ihtiyacının karşılayacak hat da hizmete alinmiş bulunmaktadır. Ayrıca Petrol ve gaz üretiminin artırılarak Avrasya Bölgesindeki bazı ülkelerin enerji gereksiniminin karşılanması hedeflenmiştir.

Bugün Devlet Başkanı Sayın Gurbangulı Berdimuhamedov'un önderliğinde yaşama geçirilen değişik sektörlerdeki devasa projelerle Türkmenistan, hızlı bir kalkınma ve gelişme sürecine girmiş, Gayri Safi Yurt içi Hasılasında yüksek oranlı büyümeler gerçekleştirilmiş, başta Enerji olmak üzere Tekstil, Turizm, İnşaat, ulaşım ve Gıda sektörlerinde yapılan milyar dolarlık yatırımlarla bölgesinde ekonomik güç haline gelmiştir. Türkmenistan bugün iktisadi gelişmesi, komşularıyla barışçıl ilişkileri ve BM hukuku çerçevesinde titizlikle uyguladığı "Aktif Tarafsızlık Politikası" ile bölgesinde İstikrarın Simgesi ve Barışın Güvencesi olarak görülmektedir. En büyük dileğimiz Ata yurdumuz Türkmenistan’ın bu kalkınma ve gelişme çizgisini artırarak sürdürmesidir.” dedi.

Türkmenistan’ın Milli Şairi Mahtumkulu Firaki’nin şiirlerinin Türkçe’ye aktarılmasında büyük gayret gösteren ve Büyük İpek Yolu ve Türkmenistan’ın kültürü hakkında sunum yapan Türkmenistan Başkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdurrahman Güzel; “2014 yılında Mahtumkulu Firaki yılı münasebetiyle komite tarafından 5 eseri Türkçeye çevirdik. Bu bakımdan Türkiye Türkmenistan ile ilgili bilimsel çalışmalarında ilk sıralarda yer aldığını ifade etmek isterim.

İpek Yolunun milattan evvel 2000’li tarihlere dayanmaktadır. Efsaneye göre Hz. Nuh tarafından 4 asır önce Çin İmparatoru Çin Şi Huang ipek ipliği ve dokuma metotları ile MÖ. 12. Yüzyılda kaplumbağa kabukları üzerinde İpek ile ilgili yazılar bulundu. Çin arkeologları da Neolitik devirden kalma ipek böceği kozası bulurlar. Demek ki en az 2000 yıllık mazisi vardır. Çanakkale’de 1997 yılında çalıştığımız senelerde ‘Türk Kültüründe İpek Yolu’ diye bir kitap neşretmiştim. 97’de Süleyman Demirel himayelerinde 12.000 km’lik bir yolu kat eden ipek Yolu kervanı idi. Bu Çin’den başlayıp İstanbul’a geldi. Ben o zaman Çanakkale 18 Mart Üniversitesinin Rektörü olarak bulunuyordum. 2018 yılı da Türkmenistan Devlet Başkanı Gurbangulı Berdimuhamedov tarafından İpek Yılı ilan edildi. Gurbangulı Berdimuhamedov tarafından yazılan Türkmenistan- Büyük İpek Yolunun Kalbi adlı kitabı Türkiye’de Sayın Doç. Dr. Bedri Sarıyer ve Dr. Emrah Yılmaz tarafından Türkiye Türkçesine aktarılıp bu eser TÜRKSOY tarafından Türkiye’de ki okurlara sunuldu. Sayın Devlet Başkanı Gurbangulı Berdimuhamedov, kültürel sebeplerden bahsederken bu kitap örneğinde olmak üzere “Biz daima kültür halkın kalbidir şiarını düstur ediniyoruz. Kültür ve sanatı geliştirmeye büyük önem veriyoruz. Malen yüksek ve zengin kültürümüze dayanarak halkımızın kurucu ve üretken bir millet olduğunu bütün dünyaya daha yakından tanıtacağız.” Bilindiği gibi İpek Yolu doğu ve batı olmak üzere iki büyük medeniyetin iletişim kurmasında ve ilerlemesinde kilit bir rol oynamıştır. Kervan yollarında sadece ticaret değil; bilim, sanat, kültür ve yenilikleri de aynı zamanda artmıştır.

Kitabımın ön sözüne de şunu yazmıştım; bir Özbek atasözü yazmıştım “Alemde iki büyük yol var gökyüzünde samanyolu yer yüzünde ipek yolu” işte bizim Devlet Başkanı Gurbangulı Berdimuhamedov bu görüşten hareket ederek 2018 yılını Türkmenistan- Büyük İpek Yolunun Kalbi olarak isimlendirmiştir. Araştırmalarda 3 büyük yol olan bunlardan biri ipek yolu, baharat yolu, kral yolu ben kral yoluna itibar etmiyorum. Özbek atasözünde olduğu gibi ipek yolu ve baharat yolunu kabul ediyorum. Kuşkusuz bu yollar muhtelif milletlerde kültür ve sanatın taşınmasına vesile olmuş ve dünya medeniyetine büyük katkı sağlamıştır. Konuyla ilgili eserlerden bakıldığında elma ağacının gölgesinde oturan Newton’un yer çekimi konusunu keşfettiği gibi Çin İmparatorunun çay içtiği yerde ipek böceğinin ağaçtan sarktığı ağ ile bardağına düşen ipekten kozaya rastlamıştır. İpek böceğinin farklı ürünlerin kullanılması da Çinli tacirlerin Semerkand, Buhara, Amu, Harezm, Merv gibi farklı pazarlarda kullanılmasıyla ortaya çıkar. İbrişim Türk’leri de bu bölgeye çeker Çin kızları Türkmenleri de biraz öteki tarafa götürdüğünü söylemekte fayda var. Çinli tacirlerin Merv şehri üzerinden Nişabur’a ulaşan ürünlerin Türkmen tacirlerin Mısır ve Suriye hattından geçirdikten sonra İtalya’ya götürdü. Eserden anlaşıldığına göre Türkmenistan farklı medeniyetleri birleştiren adeta Asya, Afrika arasında bir köprü ve bir kavşak olarak kaldı. Türkmenistan- Büyük İpek Yolunun Kalbi denilmiştir dedik. Sayın Devlet Başkanı kitaptaki bölümden şöyle bahsetmiştir; “Bu kadim yol Hazar Denizi’nden batıya Amu Derya’dan doğuya farklı güzergahlardan Kuzey’e, Köpek Dağı’nın çöllerini aşıp Batı ’ya doğru uzanan yollar vasıtayla Türkmen kültürü Dünya’ya yayıldı. Oğuz idrakinin kökleri kıtalara uzandı. Bu yollar ise farklı medeniyetlerden olan insanları bir araya getirdi. Onlar arasında bir ülfet oluşturarak başarıların, bakış açıları, manevi zenginliklerin aktarılmasına ve inançların yayılmasına çok miktarda katkı sağladı. Netice de Büyük İpek Yolu birleştirici güce çekti. Türkmenistan İpek Yolunun kalbi ve hareketlendirici gücü olarak tarih sahnesinde temel bir yer edindi.” dedi. Devlet adamları toplumun aydınlarını destekleyip Orta Çağ bilim, kültür, sanat açısından hakikaten çok gelişmişti. Nitekim bizim yanımız olan İbn-i Sina, El Harezmi, Farabi, Biruni, Cezmi, Firdevsi gbi meşhur bilginler Merv, Harezm, Buhara, Semerkand, Muhtayk, Bağdat, öne çıkan şehirlerde yetişmiş veya bulunmuşlardır. İbn-i Sina 17. asıra kadar Avrupa’da ‘El-Kanun Fi't-Tıp’ kitabı okutulmuştur. El Harezmi 9. Yüzyılda bulduğu algoritma ile bugün ki bilgisayarın temelini atmıştır. Bu bakımdan kendi kültürümüze, kendi bilimimize, kendi tarihimize ve ahlakınıza sahip olasınız. Şehirler irfan mektepleri olmanın ötesinde mimarlar tarafından üretimde çalışılan adeta özel mekânlar olmuştur. Ayrıca bölgede antik dönemde güçlü devletler olan Parfiya, Parh, Darh ve Massaget’lerden kalan pek çok arkeolojik malzemeye de ulaşmak mümkündür.

 Türkmen kızlarının edep ve erkânı düşman güçlerine karşı vatan savunmasında gösterilen olağan üstü gayret ve ülkesine baba ocağına yapılan yanlışın karşılıksız kalmaması ipeğin kültür taşıyıcılığını da bu vesile ile alır. Ayrıca Türkmen medeniyetinin kadına verdiği değeri ile kadın zekâsını gösteren kitapta anlatılan şu bölümde geçen hadise ile kısaca belirtmek istiyorum; “Komşu devletlerin Hükümdarı Hotan halkına ipek böceği vermeyi kesinlikle yasaklamıştı. Hotan padişahlarından biride ipek böceklerinin çoğaltıldığı ülkeden olan bir kızla evlenir. O kendi eşi olacak kıza ülkesinde ipek böcekçiliğinin olmadığı ve onları edinmeyi çok arzuladığını söylemiştir. Bir defasında yeni gelin babasının evine geldiği vakit ipek böceğini başında ki arasında ki yaşmağın arasına koyup ne zamandır o sınırdan geçilirse sağlam bir kontrolün olacağını bildiği için sağlam bir yere bağlar. Ancak gümrük memurları bütün yolcuların eşyalarını kontrol etse de kadının yaşmağını çıkarmasının hiç uygun bir şey olmayacağını düşünerek geçmesine müsaade eder.” Bu hadiseden sonra Hotan Bölgesinde ipek böcekçiliği yapılmış ve ipekte dokunulmaya başlamıştır. Devlet Başkanının kitabında belirttiğine göre Türkmenistan’ın en önemli 3 kültür merkezi 1.’si Ürgenç Harezm’den ünlü Moğol istilasından önce gelen ünlü Arap tarihçisi Yakut El Hamevi; “Dünyanın hiçbir yerinde Harezm kadar gelişmiş bir mekan yoktur” diye belirtmiştir. Bir rivayete göre bu bölge 160 Pazar ve şehir kapısının gök kapısı olduğu ifade eder. Şehir özellikle cam işlemeciliğinde, tezhipte, minyatür sanatında, nakkaşlıkta, süslemecilikte, zücaciyede, sahaflıkta hatırı sayılır bir yere ulaşmıştır. Köle Ürgenç mimarlık eserlerine sahip olmanın yanı sıra bütün sanatkârların sanatının rahatlıkla ihya edebileceği adeta büyük bir cazibe merkezi haline gelmiştir. Şehrin bir önemi de sağlık mektebi olarak rağbet edilmesinden kaynaklanır. Daşkale denilen yerde yapılan arkeolojik çalışmalar neticesinde devasa bir medrese kalıntılarına ulaşılmıştır. Aynı zamanda bu bölge bölgenin sağlık hizmetlerinin görüldüğü yer olarak gözükmüştür. İkincisi ise Nusay’dır. Nusay kalesinin bulunduğu yerde esasen eski ve yeni ayrımıyla iki adet Nusay Kalesi vardır. Eski Nusay kalesinde mermerden yapılan kadın heykellerinin ve vitonların en iyi medeniyete sahip olduğu tespit edildi. Büyük bir ticaret merkezi olduğunu ispat edecek sikke ve mühür örneklerine rastlanmıştır. Mührün bulunması ile günümüzde ki gümrük sisteminin, toptan ticaret anlayışı, ithalat ve ihracatın o dönemde başladığını gösteren mühim bir ayrıntı olarak değerlendirilebilir. 3. Şehir Merv şehri Ahmed Yesevi’nin hocası Yusuf El Hemadani ve Selçuklu Devleti’nin kurucusu Sultan Sencer’in mübarek türbeleri bulunmaktadır. Merv de bakır ve demir işlemeciliği, marangozluk ve kuyumculuk ile ilgilenen tacirler buraya akın ederdi. Binlerce yıllık tarihi ile Merv araştırmacılarda merak uyandırırdı. Ayrıca pek çok hastalıklara deva olan bir yer bulunmaktadır. Bu paha biçilmez eserlerin Türk diline aktarma ve Türk Dünyasına tanıtmasından büyük bir memnuniyet duyuyorum. Yeni yayınlanan kitabı ‘Anneye Saygı’ kitabının da Türkçeye uyarlamasının son derece yararlı olacağını düşünüyorum.” dedi.

Türkmenistan Devlet Başkanı Gurbangulı Berdimuhammedov’un ‘Türkmenistan- Büyük İpek Yolu’nun Kalbi’ adlı kitabını Türkmenceden Türkçeye aktaran Dr. Emrah Yılmaz konuşmalarında; “Devlet Başkanı Gurbangulı Berdimuhammedov’un her sene üst şiar çerçevesinde yıl boyunca etkinlikler buna uygun yapılır. Bu bağlamda 2014 yılında Şair Mahtumkulu Firaki’nin 90. doğum yılı olması hasebiyle “Mahtumkulu Firaki” yılı ilan edilmişti ve çalışmalarımızı o çerçevede yapmıştık. 2015 Yılı “Tarafsızlık ve barış yılı” ilan edildi. Ayrıca 2015 yılı Türk Dünyası Kültür Başkenti Türkmenistan’ın Merv şehri idi. 2016 Yılı "Mirasa saygı duyma, vatanı geliştirme yılı" ilan edildi. 2017 yılı “Sağlık ve mutluluk yılı” ilan edildi. “Asya Salon ve Dövüş Sanatı Oyunları” Türkmenistan’ın ev sahipliğinde yapıldı ve gerekli alt yapı ve kompleks çalışmalarını bu şekilde tamamlamış oldu. Şu anda da gündeminde “Uluslararası Altay Müsabakaları” gündeminde var. Bu anlamda çalışmalarını devem ettirmektir. 2018 Yılı Türkmenistan- Büyük İpek Yolunun Kalbi yılı olarak ilan edildi. Eserleri abideye çıkmış oldu.

Dr. Emrah Yılmaz konuşmalarının devamında ‘Türkmenistan- Büyük İpek Yolu’nun Kalbi’ bölümlerinden ve içeriğinden bahsetti.

Konuşmaların ardından Türkmenistan’dan Üniversitemize eğitim görmeye gelen Türkmen uyruklu talebelerimiz tarafından ‘Türkmenistan Günü’ konseri ve Türkmen kültürüne ait folklor örnekleri sergilendi.

Gösterilerin ardından Türkmenistan Ankara Büyükelçisi İşankuli Amanlıyev ve Rektörümüz Prof. Dr. Seyit Aydın Genel Değerlendirme konuşması yaptı.

Türkmenistan Ankara Büyükelçisi İşankuli Amanlıyev genel değerlendirme konuşmasında şöyle dedi; “Sayın Devlet Başkanı Gurbangulı Berdimuhamedov’un Türkmenistan- Büyük İpek Yolunun Kalbi adlı 1. kitabın tanıtımını ve 2018 yılının Büyük İpek Yolunun Kalbi yılı ilan edilmesiyle yaptığımız milletlerarası konferans ve Kastamonu Üniversitesinde okuyan talebelerimizin yaptığı folklor gösterisi böylece tamamlanmış oldu. Burada bizim davetimizi kabul ederek bugün ki sevincimizi paylaşmak için aramızda bulunan tüm kardeşlerimize, değerli dostlarımıza canı gönülden teşekkür ederiz.

Kastamonu 2018 Yılı için Türk Dünyası Kültür Başkenti seçildi. Bu vesile ile ben Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Seyit Aydın Bey’e konferans için böyle güzel bir salonda düzenleme imkanı sağladığı için bir kez daha kendilerine teşekkür ediyorum. TÜRKSOY’un Genel Sekreteri Düsen Kaseinov Beyefendiye konferansımıza teşriflerinden dolayı ayrıca Sayın Devlet Başkanı Gurbangulı Berdimuhamedov’un Türkmenistan- Büyük İpek Yolunun Kalbi adlı 1. Kitabın Türkçe ’ye aktarılmasında yakından destek vererek hatta bu kitabın Türkmenistan’da gerçekleştirmek üzere iştirak etmiş bulunmalarından dolayı teşekkür etmek istiyorum. Değerli hocalarımıza teşekkür etmek istiyorum.” dedi.

Rektörümüz Prof. Dr. Seyit Aydın genel değerlendirme konuşmasında; “Öncelikle bugün Türkmen Günü oldu bu memnuniyetimizi ifade etmek istiyoruz. Bugünün hazırlanmasında Büyükelçimize ve büyükelçiliğimize teşekkür ediyoruz. ‘Türkmenistan- Büyük İpek Yolunun Kalbi’ eserinin basılmasında en büyük pay sahibiler.  TÜRKSOY’a teşekkür ediyoruz. Böyle bir eseri kazandırdıkları için Türkmenistan’ın Devlet Başkanı Gurbangulı Berdimuhamedov’a da buradan teşekkür ediyoruz.

Türkiye’de hususen Özbekistan ile Türkmenistan ile ilgili olan münasebetlerimiz bir inkitaya uğramış durumu var. Bu hususta o inkitayı ortadan kaldıran Değerli Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür ediyoruz. Muhterem Rektörümüz Esen Aydogdıev’e Hocam, Rektörüm Prof. Dr. Abdurrahman Güzel’e, Türkiye-Türkmenistan Dostluk Derneği Başkanımıza,  teşekkürlerimizi iletiyoruz.

Türkmenistan gelen talebelerimize seslenen Rektörümüz Prof. Dr. Aydın konuşmasının devamında; “Bizim yüreğimiz, kalbimiz sizin için çarpar. Türkiye sizler için 200 seneye yakın ağladı. Bugün o acılı, ağlanan günler geride kaldı. Allah’a şükür beraberiz. Türkiye’de sayı itibari ile ortalama 40 Milyon Türkmen vardır ama Türkiye’nin 80 Milyonu Türkmen’dir. Sizler görmediniz ama babalarınız, dedeleriniz esareti, devletsizliği, bayraksızlığı yaşadılar. Onun için vatan, devlet, bayrak Dünya’da fiziki manada daha üstün bir şey yoktur. Vatanınızın, Bayrağınızın ve Devletinizin kıymetini bilin ve gelecek nesillere yücelmiş ve yükselmiş bir Türkmenistan’ı emanet etmek sizin işinizdir. Bunun için yetişiyorsunuz.” dedi.

Genel değerlendirme konuşmasının ardından hediye takdimi yapıldı. Rektörümüz Prof. Dr. Seyit Aydın’a Türkmenistan Büyükelçiliği adına Türkmen cübbesi ve kalpağı giydirildi. Rektörümüz Prof. Dr. Seyit Aydın’da Türkmenistan Büyükelçisi ve Türkmenistan İnsani Bilimler ve Kalkınma Üniversitesi Rektörüne Üniversitemiz binişlerinden giydirdi.

Karşılıklı hediye takdiminin ardından Türkmen Pilavı İkramı yapıldı.

Son Haberler