Üniversitemiz İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü, Türk Dünyası Araştırma ve Uygulama Merkezi ve Ankara Üniversitesi Uluslararası Siyasi ve Ekonomik İlişkiler Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından müşterek tertip edilen ‘Avrasya Jeopolitiği ve Türkiye-Türk Dünyası İlişkileri’ adlı Uluslararası Türk Dünyası Paneli 25 Ekim 2018 tarihinde İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Konferans Salonu’nda yapıldı. Panele Rektörümüz Prof. Dr. Seyit Aydın, akademisyenler ve talebelerimiz iştirak etti.

Panelin açılış konuşmasını yapan Üniversitemiz Türk Dünyası Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Orhan Kavuncu; “Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra bölgemizde çeşitli iş birliği arayışları Sovyetler Birliğinin bıraktığı boşluğu bir anlamda doldurmak isteyen çeşitli egemen güçlerin bölgede bir hâkimiyet yüklemesiyle ortaya çıkmıştır. İşte bugün ne kadar aktif bilemiyorum ama bir GUAN ama bir Gürcistan, Ukrayna, Azerbaycan ve Moldova’nın oluşturduğu bir birliktelik ortaya çıktı. Ona bir ara Özbekistan girdi ikinci bir u eklediler GUUAN oldu. Sonra Şanghay İşbirliği, Karadeniz İşbirliği, Orta Asya Ekonomik İş Birliği Kolektif Devlet İş Birliği Örgütü, Bağımsız Devletleri bölgemizdeki birliktelik arayışlarının bir takımda bölgede hâkim olma güçlerinin bir mücadelesi şeklinde günümüze kadar geldi. Ama bugün dışarıdan bir Leymen olarak olaya baktığım zaman sanki böyle güreşçiler tam güreşe başlamadan tam birbirlerine el ense çekiyorlarmış, yokluyorlarmış gibi geliyor hala Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra geçen 25 senelik süreç konumunda hala daha taraflar güreşe tam girmemişler. Hala birbirlerine deniyorlar gibi bir görüntü var. Bugünkü toplantımızda hocalarımız, akademisyenlerimizin sunacağı bize tebliğ bize bunu bir uluslararası nazariye ifadesiyle değerlendirme imkânı verecek. Bu bölgesel iş birliği arayışları içerisinde kıymetli bir tarihin kökleri 19.yüzyıla kadar gider. Rusya’yı içine sindiremeyen Batılılara karşı Rus aydınlarının ortaya attığı bir bozkır kültüründe orman kültürünün birlikteliği gibi başlangıçta böyle bir söylemle ortaya çıkmış bir Avrasyacılık anlayışı var. Sonra 1917 Ekim İhtilalin de kaçan bazı Rus Aydınlarının devam ettiğini görüyoruz. Avrasyacılık görüşü daha sonra bizim Türk Dünyası Aydınlarıyla geçindiği yabancı olmayan isimler devam etti. Lenin’in yanında yer alan Sultan Galiyev’in görüşlerinde bir anlamda Avrasyacılık olduğunu düşünüyorum.” dedi.

Ankara Üniversitesi Uluslararası Siyasi ve Ekonomik İlişkiler Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Çınar Özen yaptığı konuşmada “Türk Dünyası Uygulama ve Araştırma Merkezi ile bu faaliyeti yapmaktan çok mutluyuz. Öncelikle Rektör Prof. Dr. Seyit Aydın’ı tebrik etmek isterim. Çok önemli bir strateji ile Kastamonu Üniversitesi Türk Dünyasıyla özel ilişkiler kuruyor. Türkiye’de maalesef bütün üniversiteler aynı şeyi benzer çabalar ile yapmaya çalışıyor. Bir farklılaşma ve uzmanlaşma olmuyor. Dolayısı ile büyük kaynak israfı oluyor. Kastamonu Üniversite bu konuda diğer üniversitelerden farklılaşmış. Genç bir üniversite ama bu farklılaşmaya bağlı olarak da sürat kazanmış. Türk Dünyasıyla ve Türk Dünyasından gelen öğrenciler ile çok önemli işler yapıyor. Bu örneğin takip edilmesi lazımdır. Başka üniversitelerin de kendi konumuna ve kimliğine uygun uzmanlık alanları geliştirmesi lazımdır. Türk Dünyası ile ilişkiler şu açıdan önemli yani biraz fazlaca derine girmeden birkaç konuya girmek isterim. Transatlantik ilişkileri çözülüyor. Yani önümüzdeki Dünyanın şüphesiz çok bölgeli olacak ve bölgesel aktörlerin işbirliğinde ortaya çıkacak. Transatlantik bölgesi çözülürken Türkiye içinde çok ciddi açmazlar ortaya çıkıyor. Çünkü tüm Soğuk Savaş boyunca kurduğu tüm stratejik ilişkiler bir bakıma boşa çıkıyor. Yani bu çok bölgeli ve yeni bölgesel aktörler ile ilişkiler kurması lazım. Burada Avrasya önemli bir alan siyasi ve kültürel alan olarak ortaya çıkıyor. Yani burada Türkiye için Rusya ve Çin ile olan ilişkiler çok önemli. Rusya-Çin ile olan ilişkilerin gelişmesinde tabi Orta Asya çok önemli.  Bu çok bölgeli dünyada kültür ve kimlik üzerinden yeni bölgeler tanımlanıyor. Yani ortaya çıkan bu jeopolitik sadece maddi unsurlar üzerinden çıkan bir jeopolitik değil dolayısıyla Türkiye’nin, Türk Dünyasıyla, Orta Asya ile kurduğu ilişkilerin kültür ve kimlik üzerinden bütünleştirilmesi lazım yani yıllar boyunca sadece söylem düzeyinde kaldı. Çok fazla derinleşemedi. Bugün artık Türkiye için stratejik zorunluluk haline geldiğini görüyoruz. Bu bakımdan da Kastamonu Üniversitesi ve Türk Dünyası Uygulama ve Araştırma Merkezi çok önemli sorumluluk üstlenmiş durumda. Bu bağlamda Kastamonu Üniversitesi ile işbirliğine hazır olduğumuzu ve akademik çalışmaları devam ettirmek istediğimizi belirtmek isterim.” diye konuştu.

Rektörümüz Prof. Dr. Seyit Aydın konuşmalarında; “Hepimizi ilgilendiren bir meseledir. Bir defa Avrasya tabiri ya bizde kullanılır ya da Rusya’da kullanılır. Çünkü toprak olarak, coğrafya olarak biz ve onlarız. İki tarafta olan kıta olarak tabi hem fiziki coğrafya hem de gönül coğrafyası olarak biz normalde Avrasyalıyız hatta Afrika’da var. Afra Avrasyalıyız. Çünkü bizim Osmanlı’nın sınırları içerisinde Afrika’da vardır. Tabi 3 kıtanın köprüsündeyiz. Yani zamanla yani şartlar doğuyor biliyorsunuz. 1990lı yıllarda Sovyetler Birliği dağıldığı zaman Türkiye olarak çok hazırlıksız yakalandık ve o çok ciddi fırsatları kaçırdık. Şahsi olarak kanaatimizi söyleyelim önce Türk Birliği, sonra İslam Birliğinin olacağına inananlardanız. Dünyada 380 milyon civarında Türk nüfusu var.  Bu Türk Dünyasının gönül olarak bir olması hepimizin arzusudur. Neticede 1 milyar 800 milyon civarında İslam Dünyasının da bir araya gelmesinin inşallah kılavuzu olacaktır. Ama biz 90lı yıllarda ciddi hatalar yaptık. Çünkü hazırlıksızdık. Bu fırsatı biraz geriye attık. Belki bir iki nesil daha geriye gitti. Geçmişte ki hatalardan ders alarak geleceği tesis etmek gibi gelecekte daha iyi bir Türk Dünyası ve daha iyi bir Dünya tesis etmek için fırsatlar kaçmış olmuyor. Ancak felakete götürmeden hem memleketi hem de Dünyayı iyi bir politika ile iyi bir strateji ve taktiklerle geleceği daha iyi tesis ederiz.

Bu manada bilim adamlarına çok fazla iş düşüyor. Sizlere çok fazla iş düşüyor. Gençlerimize mezun olduktan sonra inşallah onlara da çok fazla iş düşüyor. Çünkü Türkiye’nin geleceği ile aydan, uzaydan gelen inisiyatif ile tesis edilmiyor veya politikalar gaipten bir şekilde tesis edilmiyor. Her şey insan ile oluyor. İnsan olmasa hiçbir şey olmuyor.  İnsanı donatırsak bilgi ile her şeyi ile ihya edersek bilgiyi iyi yönetirsek tabiî ki gelecekte de inşallah geçmişteki hataları tekrarlamadan daha iyi bir Dünya bizi bekliyor diyebiliriz. Geçmişin hataları ve geçmişi en iyi şekilde tesis için en iyi şekilde değerlendirmek bizim vazifemizdir.” dedi.

Açılış konuşmalarının ardından oturum başkanlığını İktisadi İdari Bilimler Fakültemizin Dekanı Prof. Dr. Yavuz Demirel’in yaptığı panelde, panelistler Prof. Dr. Çınar Özen, Prof. Dr. Eren Tellal, Doç. Dr. Umut Kedikli, Doç. Dr. Fırat Yaldız, Doç. Dr. Gökhan Telatar, Dr. Tamer Kaşıkçı, Dr. Klevis Kolasi, Dr. Ali Samir Merdan Avrasya Jeopolitiği bağlamında Türkiye-Türk Dünyası İlişkileri, Avrasya kavramının kavramsal durumu, Türkiye- Türk Dünyası arasında ki ilişkilerin tarihsel geçmişi, geleceğe yönelik bakış açısı ve ilişkilerin geliştirilmesine yönelik beklentiler konuları hakkında bildirilerini sundu. 

 

Son Haberler