Kırgızistan Cumhuriyeti Fahri Konsolosu ve Başkent Platformu Genel Başkanı Dr. Mustafa Kurt, 12 Ekim 2018 tarihinde Rektörümüz Prof. Dr. Seyit Aydın’ı ziyaret etti. Ziyarette Başkent Platformu’nun kuruluş felsefesi olan ‘İnsanı Yaşat ki Devlet Yaşasın’ anlayışıyla 10 yıldır yaptığı ulusal ve uluslararası faaliyetlerini içeren Cumhurbaşkanımıza, Meclis Başkanımıza, siyasi parti liderlerine sunulmak üzere hazırlamış olduğu rapor Rektörümüz Prof. Dr. Seyit Aydın’a takdim edildi.

Kırgızistan Cumhuriyeti Fahri Konsolosu ve Başkent Platformu Genel Başkanı Dr. Mustafa Kurt ziyarette yaptığı konuşmada; “Çok kısa zamanda Kastamonu’da Türk Dünyası Başkenti ilan edildikten sonra Kırgızistan Türkiye Fahri Konsolosu olarak söylüyorum; Bu şehirde Rektör Seyit Bey Türk Dünyasını katmış olduğu çok büyük katma değerler, faaliyetler söz konusu yani söylemin ötesinde burada sadece Kastamonu Üniversitesi bünyesinde Türk dünyasından gelen hatta Türk-İslam Dünyasından gelen öğrencilere burada eğitim ve öğretim ile ilgili değil onun ötesinde başta Kırgızistan olmak üzere Türk dünyası ile ilgili o ülkelerde, kardeş ülkelerde yaptığı iş birlikleri özellikle üniversitelerle eğitimle alakalı çok ciddi gönül köprüleri kurdu. Dolayısıyla tespit ve tespite dayalı çözüm önerilerini hızlı bir şekilde karar alması, inisiyatif alması taşın altına elini koyması kurumlara takılmadan bu tarihi gerçekler ışığında Rabbimize şükürler olsun ki Kastamonu Üniversitesi Rektörlüğü bu anlamda inisiyatif almış Kırgızistan’la başlayan Türk Dünyasıyla devam eden gönül coğrafyasına çok ciddi hizmetlerini görüyoruz. Bundan sonraki süreçte bu anlamda Kastamonu’yu yani Kastamonu Üniversitesi Rektörü Seyit Aydın Beyi ben bir sonraki Türk Dünyası Başkenti ilan edilen ilimizin valisine, belediye başkanına, oradaki eğitim öğretim gören kuruluşlara Kastamonu’yu örnek almalarını, Seyit Aydın’ı örnek almalarını öneriyorum.

Kırgızistan’da çok ciddi anlamda çok kısa zamanda hocamız teveccüh gördü. Çünkü bu söylemler ötesinde Kastamonu’dan buradan heyet halinde Sanayi ve Ticaret Odasından heyetlerin gitmesi, iş adamlarını gitmesi, diğer sivil toplum kuruluşlarının buradan gitmesi 2 ülke arasında çok ciddi iş birliği yapılıp bunların hayata geçirilmesi, protokollerin imzalanması tabii ki Türkiye’nin arzu ettiği lakin onun ötesinde Kırgızistan’ın çok arzuladığı bir adımdır. Bunu bugüne kadar öz eleştiri yapmak adına söylüyorum eleştiriden ziyade Türkiye’de birçok ilimiz Türk Dünyası Başkenti olmuş ama kültürel faaliyetlerin ötesinde hiçbir faaliyet yapmamıştır. Yani burada biz iktisadi anlamda da ticari anlamda da beraberinde o kültürü beslersek nihayetinde elbette kültür su gibidir akar yatağını bulur. Binlerce yıllık tarihimizin her ne kadar asimilasyon yöntemiyle yok etmeye çalışmış olsalar bile biz işte 7 devlet ve millet olarak varlığımızı devam ettiriyoruz. Ancak kapitalist bir sistemde kapitalist bir Dünya’da yaşıyoruz dolayısıyla sosyal, ekonomik, kültürel iş birliğini iç içe devam ettirmemiz halinde bu devamlılık kardeşlik sonsuza kadar ilelebet payidar olur. Dolayısıyla Hocam sadece eğitim-öğretim değil beraberinde buradan ticaret erbaplarını, iş adamlarını, iş dünyasını, sanayi dünyasını, ticaret odasını Kastamonu’dan alıp Kırgızistan’a, ata topraklarımıza getirerek kalıcı faaliyetler yürütmüştür. Ben hem milletimiz adına beraberinde Kırgızistan adına devamında 400 milyonluk Türk Dünyası adına kendilerine teşekkür ediyorum. Bizim gelecek nesillere evlatlara torunlara bırakabileceğimiz en büyük miras söylemin ötesinde ecdadımızın yaptığı gibi yedi, içti, göçtü değil tarihe iz bırakmaktır. İşte tarihe iz bırakmak kalıcı faaliyetlerle oluyor fedakarlık yapacaksınız, düşüncelerinizi hayata geçireceksiniz, risk alacaksınız dolayısıyla Hocam klasik bir rektörlük yapmak yerine inisiyatif alarak Kastamonu üzerinden Türk dünyasına açılan pencereden bütün Türk Dünyasına eşit mesafede bu kültür hizmetlerini eğitim hizmetlerini beraberinde de iş adamlarımızı götürerek bu madalyonun fevkinde zaten hak etmiştir. Zaten ecdadımızın bıraktığı mirasta derki insanların madalyaya, plakete ihtiyacı yoktur.

Aynı zamanda ben Başkent Platformu Genel Başkanıyım. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın anlayışına 11 yıldır hizmet ediyoruz. Bizde şuanda yönetim kurulu kararıyla hocamıza önümüzdeki günlerde bu konuyla alakalı bir plaketimiz olacaktır. Atalarımız marifet iltifata tabidir der dolayısıyla yapmış oldukları bu güzel gönül terini taçlandırarak Kırgızistan Devleti’nin, Meclisinin bu kararı alması çok isabetlidir. Hocamızım dışında da bu alanda faaliyet yürüten Türk Dünyasına gönül vermiş olan bizim coğrafyamıza gönül vermiş insanların önünü açacaktır, şevk verecektir, cesaret verecektir. Bu tür faaliyetleri yürüten kurum kuruluşlarda inisiyatif alan insanlara bu tür madalyalar, bu tür plaketler, bu tür övünç madalyaları muhakkak verilmeli. Biz ülke olarak 15 Temmuz atlattık devlet beraberinde karar aldı. 15 Temmuz gazilerine, mağdurlarına, şehit ailelerine üstün hizmet madalyası verdi. Marifet iltifata tabidir. Son kale olan Türkiye’yi kurtaran canlarını ortaya koyan insanların ailelerine bu şeref madalyalar verildi. Madalya almamız için ölmemize hacet mi var? Yani biz diyoruz ki insanı yaşat ki devlet yaşasın bu bizim 624 sene cihana hükmetmiş adaletle hükmetmiş ecdadımızım bize bırakmış olduğu bir çok mirastan bir tanesidir. Biz eserlerimizde de bu düşüncelerimizi, tarihten aldığımız ışığı gelecekteki nesillere de gönül köprüsü kurarak bizlerde ölümsüzleşeceğiz inşallah diye düşünüyorum.” dedi.

Konuşmalarında Rektörümüz Prof. Dr. Seyit Aydın; “Kırgızistan Cumhuriyeti Fahri Konsolosumuz ve Başkent Platformu Genel Başkanı, kardeşimiz Dr. Mustafa Kurt Üniversitemize şeref verdiler, sağ olsunlar. Ziyaretlerinden ötürü teşekkür ediyoruz. Türk Dünyası ile alakalı faaliyetlerini ihtiva eden kitaplaştırılmış eserlerini takdim ettiler, getirdiler sağ olsunlar. İnşallah hizmetleri daim olacaktır.

Kırgızistan başta olmak üzere Türk dünyasına olan hizmetleri, Türk dünyası ile alakalı çalışmalara biz her alanda hız vermek mecburiyetindeyiz. Her sahada ve tabii ki bu insanla olan bir şeydir. Kendileri başkent platformu olarak ve bizatihi kendisi de Kırgızistan Türkiye Fahri Konsolosu olarak hizmetlerine devam ediyor ama bizim şöyle bir teklifimiz vardır; geçmişte Türk Dünyası’nda kaybettiklerimizi toplamamız lazım. 90’lı yıllarda heba ettiğimiz günlerimizi yıllarımızı geçte olsa geri almamız lazımdır. Bunun içinde insanla olan faaliyetlerimizi yine insanla devam ettirmek mecburiyetindeyiz. Ama bilhassa Türk Cumhuriyetlerinde göstereceğimiz hassasiyetlerinden bir tanesi oralarda faaliyet gösterecek Türk vatandaşlarımızı adli, ticari ve ahlaki sicilinin katiyetle incelenmesi ve oralara gitmesine ancak bu incelemenin neticesinde izin verilmesi gerektiği kanaatindeyiz. Bu olmazsa biz 90’lı yıllarda kaybettiklerimizi geri getiremeyiz. Her zaman söylüyoruz kudretli ve kuvvetli bir Türk Dünyası olmak mecburiyetindeyiz. Bunun içinde Türk birliği olmak mecburiyetinde ve Türk birliğinden sonrada İslam birliği olmak mecburiyetindedir. Biz 380 milyon Türk Dünyasını, Türk âlemini bir arada görmeyi arzu ederiz. Bunu temin ettiğiniz zaman İnşallah 1 milyar 800 milyon Müslümanında bir arada olmasının yolu açılacaktır ve tabii ki kudretli bir İslam Dünyası’na bu yolla gideceğiz. Bunun dışında da bir alternatifimiz yoktur.

Muhterem Dr. Mustafa Kurt’un Genel Başkanlığını yaptığı Başkent Platformu ’da Türkiye’de çok mühim bir fonksiyonu da icra etmektedir. Siyasi, içtimai, sosyal başta olmak üzere her sahada devlet aklına fayda edebilecek fikirler üretiyor. İçtimai hayatımızı tasarımlayabilecek fikirler üretmektedir. Çok mühim vazifeler icra ederek önemli bir boşluğu dolduruyor ve geleceğimizin tesisinde çok önemli fikirlerin hayata geçmesinde öncü olmaktadır. Kendilerini bu manada tebrik ediyoruz. ‘İnsanı Yaşat ki Devlet Yaşasın’ sloganı da her faaliyetlerinde her platformun başlığı şeklinde, güzel bir şekilde tespit edilmiş ve ona uygunda hareket edilmiş. Kendilerine tekrar ziyaretleri için teşekkür ediyoruz.” dedi.

Ziyaret hediye takdiminin ardından son buldu.

Son Haberler