Üniversitemiz İlahiyat Fakültesi ve Kastamonu Belediyesi tarafından müşterek olarak tertip edilen Türkiye, Pakistan, Cezayir, Fas, Tunus, Irak, Özbekistan, Kazakistan, Azerbaycan ve Kırgızistan'dan 97 akademisyenin iştirak ettiği ve 3 gün sürecek olan 5. Uluslararası Şeyh Şa’ban-ı Veli Sempozyumu, Bilgehan Bilgili Kütüphanesi Konferans Salonunda başladı.

Nasrullah Camisi Baş İmam Hatibi Kahraman Şekercioğlu tarafından Kur’an-ı Kerim tilavetinin okumasıyla başlayan 5. Uluslararası Şeyh Şa’ban-ı Veli Sempozyumu’nun açılış merasimine Rektörümüz Prof. Dr. Seyit Aydın, Kastamonu Belediye Başkan Vekili Eşref Can, Akademik ve İdari Personelimiz ile talebelerimiz iştirak etti.

Sempozyumun açılış konuşmasını yapan Sempozyum Koordinatörü İlahiyat Fakültemizin Dekanı Prof. Dr. Mehmet Atalan; “İslam, son peygamber olan Hz. Muhammed’e Allah katından gelen vahyin etrafında şekillenmiş bir din olup, onun sağlığında tamamlanmıştır. O, İslam’ın hayata geçirilmesinde örneklik yapmıştır. Hz. Muhammed’in sağlığında Allaha, ahiret ve Hz. Muhammed’in peygamber olduğuna inanan bir müminler topluluğu meydana gelmiştir. İslam’ın temel inanç esaslarına inanan bir insan Müslüman adını almıştır. Hz. Muhammed’in sağlığında, sadece Müslüman insan vardır; herhangi bir mezhep, cemaat ya da din anlayışını merkeze alan bir zümreleşme, bir örgütlenme söz konusu değildir. Mezhepler dinin anlaşılma biçimleri ile ilgili tezahürler olduğu için, her ne sebeple olursa olsun, mezhep ve din kavramlarının özdeşleştirilmesi mümkün değildir.

Yöntem ve temel esasları bakımından bir disiplin olarak kelam ilminin kurucusu olan Mutezile ile Ehl-i Hadis’in öncülüğünü yaptığı Selefilik arasında bir yöntem geliştiren Ebu’l-Hasan el-Eş’ari, İslam düşünce tarihinde uzun bir dönem ve geniş bir coğrafyada etkili olmuş bir şahsiyettir. Önceki mezhebi Mutezile’den taşıdığı gelenek ile Selef düşüncesini sentezleyerek geliştirdiği yöntem, kendisine nispet edilen ve Mâtürîdilik ile birlikte iki büyük Sünni ekolden birini teşkil eden Eş’arilik mezhebinin temelini sağlamıştır. Muhteva bakımından İslam düşüncesine tesir eden, İslam’ın itikat değerlerine çok önemli bir bakış açısı kazandıran Eş’ariliğin doğru bir şekilde tanıtılması, anlaşılması ve gelecek nesillere aktarılmasına, onların düşünceleri doğrultusunda Müslümanlar arasındaki birlik ve beraberliği güçlendirecek yeni teklif ve düşüncelerin değerlendirilmesine, bu hedefler doğrultusunda yeni projelerin ve çalışmaların başlatılmasına katkı sağlayacağı düşüncesindeyiz.

Bu konularda bizi teşvik eden ve her vesile ile destekleyen Üniversitemizin Saygı Değer Rektörü Prof. Dr. Seyit Aydın beye huzurlarınızda bir kere daha teşekkür eder, saygılarımı sunarım.” dedi.

Programda konuşan Rektörümüz Prof. Dr. Seyit Aydın; “İslam medeniyetini ayakta tutan ve yaşatan, bu güzel medeniyetin temel direklerini teşkil eden manevi kıymetler mevcuttur. Kastamonu, manevi yönüyle Türk ve İslam medeniyeti içinde müstesna bir yeri haizdir. “Evliya Şehri” namıyla meşhur, güzel Kastamonu’muza asırlar boyunca manevi kıymetler bahşeden güzel insanların bizlere bırakmış olduğu miraslar tetkik edilmeye devam edilmeli ve bu kıymetler ortaya çıkarılmalıdır. Hz. Pir Şeyh Şaban-ı Veli hazretleri bu manevi mimarların başında gelmektedir. Hz. Pir başta olmak üzere bütün Kastamonu Evliyaları, ruhumuzun sesini, kalbimizin atışını ve hayat felsefemizi temsil eder. Bütün evliya, enbiya, şühedamızı ve ecdadımızı rahmetle anıyoruz.

İlahiyat Fakültemiz tarafından beş yıldır tertiplenen ve artık gelenek haline gelen “Milletlerarası Şeyh Şaban-ı Veli Sempozyumu” ile İslâm dininin daha iyi idrak edilmesi hususunda mühim bir vazife üstlenmiştir. Sempozyumun her yıl tespit edilen alt başlığı doğrultusunda dünyaca meşhur ve maruf Tasavvuf ehli Hz. Pîr Şeyh Şaban-ı Velî, Ebû Hanife, İmam-ı Mâtürîdî başta olmak üzere; bizlere yol gösteren, manevi yönümüzü tamamlayan kıymetli şahsiyetleri yâd etmenin yanı sıra, onların insanlığın yolunu aydınlatmak maksadıyla ortaya koydukları ilim ve irfan hazinelerini daha yakından tanıma ve tanıtmayı kendisine bir vazife bilmiştir.

İsmini Şeyh Şa’ban-ı Veli’den alan sempoyumuzun bundan sonraki ismi de hep böyle kalacaktır. Şeyh Şa’ban-ı Veli Tasavvuf Ekolü Hz. Ebubekir (r.a) ve Hz. Ali (k. v.) den bu yana ki tasavvufun Piri ikisidir. Sadece Allah’ın rızasına yönelmiş ve Rasulullah (S. A. V.) ‘ın halini talim etmiştir. Yalnızca Allah’a giden yolu; yani seyr-i suluku şiar edinmiştir.

Tarih boyunca hakiki İslam’ı, tebliği, sevgiyi, müsamahayı yaşamış, yaşatmıştır. Hep itidal üzere olmuş; ifrat ve tefritten uzak durmuştur. Dolayısıyla bugün tesiri terör üreten ve besleyen radikalizmin panzehri tasavvuf olmuştur. Çünkü Tasavvufun esası; vecd-ü aşktır. Mutasavvıf Allah’a âşıktır. Allah aşkının olduğu yerde şenaat olmaz yalnızca şecaat olur, şefaat ve fazilet olur.

Maneviyatı yok eden, kupkuru bir İslam anlayışını getiren radikalizm; bugün her biri İslam ve insanlık için tehlike olan DAEŞ, Taliban, Haşdi Şabi, Boko Haram gibi terör teşkilatlarını doğurmuştur. Geçmişte Hasan Sabbahları da bu anlayış dünyaya getirmiştir.

Ehl-i Sünnetten uzak her akım buna müsaittir. Nitekim üç dinin Hristiyanlık, Yahudilik ve Müslümanlığın arasında yeni bir din icat etme projesi olan FETÖ’de Ehl-i Sünnet dışı olan Vehhabilik, İsmailiye, Selefiye gibi akımlar birer radikalizmin ve insanlığa düşman grupların kaynağıdır. Kaldı ki bizde temel fitne ve ihanet kaynağı olan FETÖ’nün sözde ve kukla lideri, dini bir cemaat olmadıklarını, dini hassasiyetlerinin olmadığını yıllar evvel bizatihi söylemiştir.

İşte tasavvufun; hak tarikin olduğu yerde bunlar zemin ve mekân bulamazlar, Nitekim Abdulkadir Geylani, Şah-ı Nakşibendi, Hacı Bayram Veli, Hacı Bektaşi Veli, Mevlana Celaleddin Rumi, İmam-ı Rabbani, Yunus Emre, Ahmed Yesevi, Muhyiddin Arabi, Seyyid Yahya, Şirvani, Şeyh Şaban-ı Veli gibi büyük Velilerin yolunda olanlardan insanlığa zararlı bir amel tarihte sadır olmamıştır. Gelecekte de olmaz. Onlar bizim gönül pınarımızın kaynaklarıdır. O kaynaklardan hiçbir zaman kir akmaz, her zaman nur akar. Aziz Milletimizde her daim pirleri dervişleri evliyası ile beraber olmuştur. Kastamonu’da da insanların içine girdikçe bunları hissedeceksiniz. Şeyh Şa’ban-ı Veli, Mehmet Feyzi Efendinin tesirlerini göreceksiniz. Aziz milletimiz her daim bunlarla beraberdir. Bu sayede gönlü her zaman Allah’ın ve yaşattıklarının sevgisi ile dolu olmuştur.

Günümüzde gerek radikallerin ve gerekse İslam’a düşman olanların hedefi aynıdır: İslam’ı yok etmektir. Çünkü radikalizmi temsil eden her akımının türeteni misyonerlerdir ve Müslümanların arasına sokmuştur. Cemiyetimiz, Milletimiz ve Devletimiz bu tür fitne hareketlerine geçmişte olduğu gibi, bugünde taviz vermemelidir, vermeyecektir. İslam Âlemi bunlara karşı uyanık olmalıdır. Dünyanın değişik yerlerinde nasıl bir terör üretildiğini, Müslümanların ne gibi azaplar çektiğini hepimiz görüyoruz. İşte bunların temeli bu tür akımlardır.

Abdulkadir Geylani’yi Şah-ı Nakşibendi, Ahmed Yesevi’yi, Ahmet-er Rufai’yi Sühreverdi’yi, Mevlana’yı, Şeyh Şaban-ı Veli’yi ve daha nice Evliya’yı Aziz Milletimizin Ümmetin gönlünden silemezler, silmeyeceklerdir. Dolayısıyla İslam’ı dejanere edemeyeceklerdir. Yok edemeyeceklerdir. Hem ameldeki hem de bugün Sempozyumun temasını teşkil eden itikattaki mezheplerimizin zırhı, koruyucusu da tasavvuftur. Mezhepler arasında olabilecek fitne ve ihtilafın önündeki mühim manilerden biri de tasavvuftur.

Bu sebeple biz ameli ve itikadı mezheplerimizi de zırhı ile Şeyh Şaban-ı Veli sempozyumu ile isimlendirerek ilmi çalışmaların tebliğ edilmesine 6 yıldır devam ettiriyoruz bundan sonra da devam ettireceğiz.

Bu yıl Türk Dünyası Kültür Başkenti ilan edilen Kastamonu’muzda “Eş’arîlik” alt başlığı ile beşincisini tertip etmenin haklı gururunu yaşadığımız “Milletlerarası Şeyh Şaban-ı Veli Sempozyumu” için Türkiye’den ve dünyadan pek çok ilim adamı bir araya toplanmış bulunuyor. Biz Kastamonu Üniversitesi olarak, Türk Dünyası Kültür Başkenti Kastamonu’da böyle güzel bir faaliyete ev sahipliği yapmış olmanın ve sizleri misafir etmenin tarifsiz bahtiyarlığını yaşıyoruz. Üç gün boyunca sürecek olan Sempozyumda farklı disiplinlere ait araştırmacıların, ilim adamlarının ortaya koyacağı yeni bilgi ve belgeler ışığında ilim dünyasına hep birlikte yeni fikirler ve neticeler arz edeceğiz inşallah. Geçmişte olduğu gibi bu tebliğlerde kitap olarak basılacaktır ve sizlere ulaştırılacaktır.

Sempozyumun tertip edilmesinde emek ve desteklerini esirgemeyen Diyanet İşleri Başkanlığımıza, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansımıza, Kastamonu Belediyemize, Kastamonu Müftülüğümüze, Şeyh Şaban-ı Veli Kültür Vakfı’na en kalbî saygı ve teşekkürlerimi arz ediyoruz. Kültür ve Turizm Bakanlığımızın azami desteği oldu kendilerine hassaten teşekkürlerimizi sunuyoruz. Sempozyum Koordinatörümüz, Dekanımız Prof. Dr. Mehmet Atalan başta olmak üzere, İlahiyat Fakültemizin çok kıymetli akademisyenleri, çalışanları, sevgili gençler bu sempoyumun hazırlanmasında hepiniz emek ve mesai harcadınız. Gayretlerinizi her zaman Allah amele çevirecektir. Hepinize emeklerinizden dolayı teşekkür ediyoruz. Bu duygu ve düşünceler içinde, Sempozyumumuzun başarılı geçmesini temenni ediyor, hepinize saygı ve sevgilerimi arz ediyoruz.” dedi.

Kastamonu Belediye Başkan Vekili Eşref Can ise konuşmasında; “Bugün Şeyh Şa’ban-ı Veli hazretlerini anacağız. Kendisi Kastamonu’da İstanbul’da ve Bolu’da eğitim görmüş çok önemli bir din adamı ve evliyadır. Bugün ki karşılığı profesör düzeyinde bir eğitimdir bu bakımdan çok önemli. Türkiye’nin dört önemli manevi direğinden birisidir. Onun için üniversiteye böyle bir sempozyum düzenledikleri için teşekkür ediyorum. Bugüne kadar Kastamonu’da devlet ve vakıf düzeyinde Şeyh Şa’ban-ı Veli kutlamaları yapılıyor ve halada devam ediyor. Bu sene kültür bakanlığımızın himayelerinde yapılmaya başladı bu hususta kültür bakanımız Sayın Numan Kurtulmuşa ayrıca teşekkür etmek istiyorum. Bundan sonraki hedefimiz için Şeyh Şa’ban-ı Veli kutlamaları UNESCO programına girmeli dünyaca tanınmalı bilinmeli. İslam dünyası olarak Şeyh Şa’ban-ı Veli kutlamalarını daha geniş bir şekilde yapmayı istiyoruz çalışmalarda başladı devam ediyor. Bakanlık düzeyinde belediye ile yine üniversitemizin de bu hususlarda önemli çalışmaları var.

Bunun dışında Kastamonu 2018 yılı Türk Dünyası Kültür Başkenti oldu. Bizim için çok iyi bir fırsat çok iyi tanıtımlar yapılıyor. Son zamanlarda hissetmişsinizdir Kastamonu çok büyük bir turist akımına uğruyor ve böylede devam edecektir. Kastamonu iktisadi hayatında da çok büyük bir karlılık yaşanacaktır. Kastamonu bunları hak ediyor çünkü hiçbir ilde olmayan 2 tane milli parkımız var, 170 km sahilimiz var, Ilgaz dağı kayak tesislerimiz var, iyi bir turistimiz var Kastamonu gerçekten kadim bir şehir, 6-7 bin yıllık tarihi olan bir şehir ve Kastamonu bunu fazlasıyla hak ediyor.” dedi.

Açılış konuşmalarının ardından 5. Uluslararası Şeyh Şa’ban-ı Veli Sempozyumu’nun açılış merasimi plaket takdiminin ardından son buldu.

 DSC 4783

DSC 4787

DSC 4786

DSC 4790

DSC 4810

DSC 4814

DSC 4815

DSC 4818

DSC 4819

DSC 4822

Son Haberler